KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/4088 E., 2010/323 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ocak 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
424 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.11.2007 tarih ve 2007/5-2007/275 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.01.2010 gününde davalı avukatı ... geldi, davetiye tebligatına rağmen davacı vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Türkiye’de 1958 yılında uluslararası sınıflandırmanın 1, 2, 3, 4, 5, 13, 19, 20 ve 30 sınıflarda, 1978 tarihinde 3.sınıfta, 1998 tarihinde 1, 2, 3. sınıflarda “DOVE” markalarının tescilli olduğunu ve ayrıca 145 ülkede 500’e yakın tescilinin bulunduğunu, markanın dünyaca tanınmış marka olduğunu, davalının 2002/31454 numara ile tescil ettirdiği “DORE” markasının tescil edildiği 3, 5, 16, 29, 30, 32. sınıflarda gözetildiğinde anılan tescilin davacı markaları ile iltibas tehlikesi yarattığını ve tanınmışlıktan yararlanma amacı taşıdığını, ayrıca haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğüne ve haksız rekabetin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının markasının tanınmış marka olmadığını, markaların birbirine benzemediğini, farklı mallar için tescilli olduklarını, tescilli markayı kullanmanın haksız rekabet oluşturmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, işin teknik yönü bulunmadığından birikişi raporu alınması yoluna gidilmediği, toplam kanıtlara göre, davacının markasının Yargıtay 11 Hukuk Dairesi’nce 2005/14350 Esas, 2007/1335 Karar sayılı ilamı ile tanınmış marka olarak kabul edildiği, Yargıtay HGK’nun 2006/11-338 sayılı kararında karıştırılma ihtimalinin belirlenmesinin orta düzeydeki tüketici gözüyle yapılması gerektiği, bu kapsamda taraf markalarında 3. harfin dışında tüm harflerin aynı tescil önceliğinin davacıya ait olduğu, yazılış ve okunuşlarının büyük ölçüde benzediği, bu nedenle ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırılma ihtimali bulunduğu,
davacının markasının tanınmış marka olması nedeniyle farklı mal ve hizmetler açısından da tescile engel oluşturduğu, bu nedenle davalı markasının hükümsüz sayılması gerektiği, ancak davalının tescile dayalı kullanımının haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının 2002/31254 sayılı markasının hükümsüzlüğüne, diğer istemlerin reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/4088, K. 2010/323, 14 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama