KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/5337 E., 2010/1444 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Konya Asliye 3.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.250 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 3.Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 31.12.2007 tarih ve 2007/77-2007/528 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalılardan İpragaz A.Ş. ve ... vekili, davalılar ... ve ... vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.02.2010 gününde davacı asil ... ile davalılar İpragaz A.Ş. ... vekili Av.... Bali geldi, davetiye tebligatına rağmen diğer davalılar vekilleri duruşmaya gelmedi.
Temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait adreste 30.04.1998 tarihinde ... tarafından tüp takılması sırasında meydana gelen patlama nedeniyle müvekkilinin yaralandığını, tüp dağıtıcısı ...’ın ise vefat ettiğini, patlamanın sebebinin takılan İpragaz marka tüpün kusurlu imalatı ve hatalı monte edilmesinden kaynaklandığını, bu olaydan dolayı müvekkilinin vücudunda sabit eser niteliğinde izler kaldığını, müvekkilinin öğretmen olduğunu ve tatillerde ek iş yapma imkanını bu olay nedeniyle yitirdiğini ve olaydan dolayı elem ve ıztırap çektiğini ileri sürerek fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.000.000.-TL hasar bedeli,
1.000.000.000.-TL tedavi gideri ve 1.500.000.000.-TL mahrum kalınan gelir ile müvekkilinin vücudunda sabit eser kalması nedeniyle uğranılan zarara ve ileride uğranılacak zararlara karşılık olmak üzere istenilen tazminatın ve fazlaya ait haklarının saklı tutulmasına ve çekilen elem ile ıztıraba karşılık 8.000.000.000.-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 11.500.000.000.-TL tazminatın olay tarihi olan 30.04.1998 tarihinden itibaren faizleriyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ../..
2008/5337 2010/1444
S.2
Davalı İpragaz A.Ş. vekili, müvekkili şirketin meydana gelen yangın olayında bir kusuru bulunmadığını, tüm kusurun tüpü değiştiren eleman ile ev sahiplerinde olduğunu, ayrıca tüpü değiştiren elemanın müvekkili şirketin elemanı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, olayın meydana gelmesinde davacının kusurlu bulunduğunu, talep edilen tazminatların fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı sigorta şirketi vekili, sorumluluklarının teminat limiti ile sınırlı bulunduğunu ve manevi tazminatın teminat dışında kaldığını savunmuştur. Davalılar Hacı ve ... vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi Uğur Şen Aydın tarafından düzenlenen 14.05.2001 tarihli rapor ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulü ile, 846.453.000.-TL maddi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, sigorta şirketinin poliçe limiti ve dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle sorumlu olmasına, davacının istemi doğrultusunda eşyalar ve hastane masraflarıyla ilgili taleplerin atiye bırakılmasına,
davacının maddi tazminata ilişkin fazlaya dair talebinin reddine, 6.000.000.000.-TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketi dışında kalan diğer davalılardan olay tarihi olan 30.04.1998 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline, manevi tazminat yönünden fazlaya ait istemin reddine karar verilmiş,kararın davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.05.2006 tarihli kararı ile mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak ve bilirkişi raporu alınarak, davacının çalışma gücünün kaybına yönelik talebin ıslah edilmiş hali ile kabulü ile 32.068,92 YTL'nın Ak Sigorta A.Ş. haricindeki davalılardan tahsiline, davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın konusuz kalması nedeniyle ve davacının diğer taleplerinin önceki karar kesinleştiğinden bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar İpragaz A.Ş. ve ... vekili, davalılar ... ve ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar İpragaz A.Ş. ve ... vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, haksız eylem sonucu oluşan yaralanma nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir. Davacıya ait meskende meydana gelen tüp patlaması sonucu davacının yaralandığı, ellerinde yanıklar ve fonksiyon kaybı oluştuğu, bu nedenle meslekte kazanma gücünden kaybettiği anlaşılmıştır. Davacı dava dilekçesinde fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.000.000.-TL hasar bedeli, 1.000.000.000.-TL tedavi gideri ve 1.500.000.000.-TL mahrum kalınan gelir ile çekilen elem ve ıztıraba karşılık 8.000.000.000.-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 11.500.000.000.-TL tazminatın faizleriyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulü ile, 846.453.000.-TL maddi tazminatın faiziyle
../..
2008/5337 2010/1444
S.3
birlikte davalılardan tahsiline, sigorta şirketinin poliçe limiti ve dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle sorumlu olmasına, davacının istemi doğrultusunda eşyalar ve hastane masraflarıyla ilgili taleplerin atiye bırakılmasına, 6.000.000.000.-TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketi dışında kalan diğer davalılardan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş, kararın davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.05.2006 tarihli kararı ile mahkeme kararı bozulmuştur.
Bozma kararından sonra davacı vekili, 09.10.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile çalışma gücünün kaybı nedeniyle toplam 32.068,92 YTL'nın davalılardan faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece davanın ıslah edilmiş hali ile kabulüne, 32.068,92 YTL'nın Ak Sigorta A.Ş. haricindeki davalılardan tahsiline, davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın konusuz kalması nedeniyle ve davacının diğer taleplerinin önceki karar kesinleştiğinden bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davanın tamamen ıslahı HUMK'nun 83. maddesi hükmü uyarınca mümkündür. Ancak, bozmadan sonra davanın tamamen ıslahına izin vermek kazanılmış hakları ihlale yol açabilir. Nitekim, 04.02.1948 gün ve 1944/10 Esas-1948/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ıslah, HUMK'nun 84 ncü maddenin açık kuralı uyarınca soruşturma ve yargılama bitinceye kadar yapılabilinir. Yargıtayca karar bozulduktan sonra bu yoldan yararlanmaya olanak yoktur. Dava konusu olayda, bozma kararından sonra davacı tarafın talebini ıslah etmesi ve mahkemece ıslah yolu ile artırılan miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Dairemizin muhterem çoğunluğunca (2) no.lu bentte açıklanan bozma gerekçesine katılmaya olanak görmüyorum.
Çünkü, kararda sözü edilen 4.2.1948 gün ve 10-3 sayılı İBK, içtihadı birleştirme kararlarının konularıyla sınırlı olarak değerlendirilmelerine ilişkin temel prensip de gözetilerek, bir hükmün Yargıtay tarafından bozulmasından sonra, Yargıtay’ın bozma kararını nafile kılmaya ya da bozma ve öncesindeki yargılama sürecini tümüyle boşa çıkarmaya yönelik olarak davanın kamilen (bütünüyle) ıslahına olanak vermeyen bir karar olarak algılanmalı ve bu sınırlı çerçeve içerisinde uygulanmalıdır.
Söz konusu kararın aydınlatıcı gerekçesinde, belirtilen bu hususun açıklıkla işlenmiş olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır. Nitekim, ıslahın, HUMK’nun 84. maddesinde tanımlandığı şekliyle soruşturma ve yargılama bitinceye kadar yapılabileceği yolundaki yasa hükmü de bu yorumu destekler niteliktedir.
Söz konusu hükümdeki “soruşturma” ve “yargılama” sözcüklerinden kastedilenin, belli vakıalara dayalı olarak açılmış bir davadaki, bu vakıalarla sınırlı soruşturma aşamasını ve bu aşamayı noktalayan, yapılan soruşturma sonuçlarına dayalı olması gereken hükümle birlikte sona eren yargılama aşamasını tanımladığında kanımca duraksanmamalıdır.
Gerçekten de, bu şekilde sonuçlanan yargılama sonucu verilen hükmün, şu ya da bu nedenle Yargıtay tarafından bozulmasından sonra, bozma kararından da esinlenilerek, dava dayanağı vakıaların tümüyle değiştirilmesine, geliştirilmesine yahut yeni vakıaların öne sürülmesine, bir başka deyimle önceki yargılama sürecinin kısmen yahut tamamen yok sayılmasına yol açacak nitelikte bir usul işlemine, yani davanın kamilen ıslahına cevaz verilmemelidir ve yukarda sözü edilen ve sonuçları ile bağlayıcı nitelikte bulunan İBK da, tam da bu amaca hizmet eder niteliktedir.
Ancak, somut davada, Yargıtay bozma kararından sonra müddeabihin artırılmış olması, yukarda sözü edilen anlamda sonuç doğurmaya elverişli ve kamilen ıslah niteliğinde bir usul işlemi sayılamayacağı gibi, HUMK'nun 87. maddesinin "Müddei, ıslah suretiyle müddeabihi tezyit edemez." şeklindeki son tümcesinin, hakkın elde edilmesini zorlaştırdığı ve davacıyı ikinci kez dava açmaya zorladığı,
bu durumun Anayasa'nın hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu ve hak arama özgürlüğünü kısıtladığı gerekçeleriyle, Anayasa Mahkemesi'nin 07.11.2001 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 20.07.1999 tarihli kararıyla iptal edilmesi nedeniyle davadaki talep sonucunun kısmi ıslah yoluyla artırılması usulen olanaklı hale geldikten sonra yukarda sözü edilen İBK’nın sınırlı konusu itibariyle gerek somut dava ve gerekse benzer davalar bakımından uygulanmasına ve yerel mahkeme kararının bu nedenle bozulmasına ilişkin Dairemiz çoğunluğunun değerlendirmesine katılmaya olanak görmüyorum.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/5337, K. 2010/1444, 9 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama