KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1092 E., 2010/6857 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
684 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Mahkemesi’nce verilen 09.02.2006 tarih ve 2005/238 - 2006/20 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Standart Çimento T.A.Ş'nin hissedarı olduğunu, şirkete TMSF tarafından gönderilen ödeme emrine, şirket yönetimi tarafından TMSF’ na hiçbir borcunun bulunmadığından bahisle itiraz edildiğini, bu itiraz üzerine TMSF’ nun Bankalar Yasasının 15/7-a maddesi uyarınca şirketin seçilmiş yönetim kurulu üyelerini görevden alarak yerine kendisinin belirlediği yönetim kurulu üyelerini atadığını, bundan sonra ödeme emrinin iptali için açalın davadan feragat edilip TMSF tarafından hazine alacağı iddiasıyla gönderilen ödeme emrine itiraz edilmeyerek takibin kesinleştirildiğini,
şirketin gerçekte hiçbir borcu bulunmamasına rağmen, müvekkilinin kâr payı ve tasfiye payı üzerindeki haklarının kasden ihlal edildiğini,şirketin TMSF’ na hiçbir borcu bulunmadığı gibi, el konulan T.İmar Bankası T.A.Ş.’ nin ortağı da olmadığını,yönetim kurulu üyelerinin şirket ve ortaklarının çıkarlarını korumadığını ve temettüleri dağıtmadığını ileri sürerek, 2003 yılı temattüsü için 150.000 USD, 2004 yılı temettüsü için 150.000 USD olmak üzere toplam 300.000 USD'nin karşılığı olarak 401.040,00 TL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan mütesilsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı TMSF vekili, fon aleyhine açılan bu davanın çözüm yerinin idari yargı olduğunu, davacının hissedar olduğunu ileri sürdüğü şirketin Uzan grubu şirketlerinden olduğunu, 5020 sayılı Kanunun 27.maddesiyle 4389 sayılı Kanuna eklenen Ek 1.maddenin 2.fıkrasının, Bankalar Kanunu14.ve 15.maddelerindeki yetkileri kullanması hususunda TMSF’ na çok açık bir şekilde yetki verdiği, Fonun yasayla kendisine tanınan yetkileri kullandığını savunmuştur.
Diğer davalılar vekili, idari işlemlerle ilgili ihtilafların idari yargıda görülmesi gerektiğini, ortaklık haklarının TMSF tarafından devralınması nedeniyle ancak TMSF tarafından kullanılabileceğini, davacının ortak sıfatıyla dava açma hak ve yetkisinin bulunmadığını, Bankalar Kanunu’ nun 24/6.maddesi gereği Fon tarafından atanan yönetim kurulu üyeleri aleyhine, görevlerinin ifası sebebiyle açılacak davaların doğrudan Fon aleyhine açılacağı, husumetin yönetim kurulu üyelerine yöneltilemeyeceğini, müvekkillerinin yönetim kurulu üyesi atamalarının amacının Fon alacağının tahsili olduğunu, Bankalar Kanunu’ nun 15/7-b bendinde bu madde hükümlerine istinaden yapılacak işlemlerde TTK hükümlerinin uygulanmayacağının öngörüldüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davalı TMSF tarafından, davacının ortağı olduğu Standart Çimento T.A.Ş.'ye el konularak yönetim ve denetim kurulu üyeliklerine atama yapıldığı fon aleyhine açılan davada, kamu hizmetinin yöntemine göre ve hukuka uygun yürütülüp yürütülmediği, zararın doğumunda hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususlarının idare hukuku esaslarına göre tespitinin gerektiğinden TMSF aleyhine açılan davaya bakma görevinin idari yargıya ait olduğu, davalı şirketin yönetim ve denetiminin TMSF tarafından devralındığı,
ortaklarının temettü hariç tüm ortaklık haklarına da el konulduğu, buna göre davacının ortak sıfatıyla TTK hükümlerine dayanarak dava açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle, davalı TMSF hakkındaki davanın yargı yolu diğer davalılara yönelik davada dava hakkı yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Dava, ödenmediği iddia edilen 2003 ve 2004 yılı temettü alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece TMSF hakkındaki davanın görev yönünden, Fon tarafından atanan yönetim kurulu üyeleri hakkındaki davanın ise, aktif husumet yokluğundan usul yönünden reddedilmesine ve bu davalılar bakımından ret nedeni ortak olduğundan gerçek kişi davalılar yararına tek bir maktu vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün HUMK.nun 438/7 nci maddesi uyarınca düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1092, K. 2010/6857, 14 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama