KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/11424 E., 2011/4290 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
615 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.02.2009 tarih ve 2007/331 - 2009/24 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin, davalı bankanın Uşak Şubesi’nin müşterisi olduğunu, 27.08.2003 tarihinde şirket yetkilisinin izni ve bilgisi olmaksızın üçüncü kişiler tarafından internet yoluyla hesaptan para çekildiğini, davalıya müracaat edilmesine rağmen müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı bankanın elektronik bankacılık sistemi için yeterli derecede güvenli bir ortam yaratmadığını, bu nedenle müvekkilinin zararından davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürerek, 21.000 TL’nın 27.08.2003 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın, haksız fiilden kaynaklandığının kabulü halinde BK’nun 60. maddesi gereğince zamanaşımına uğradığını, mevduat sözleşmesine dayandığının kabulü halinde ise müvekkili bankaya atfedilebilecek bir kusur olmadığından reddinin gerektiğini, zira müvekkilinin sistemin güvenliği için tüm önlemleri aldığını, kusurun davacıda olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin, davalı bankanın Uşak Şubesi’nde bulunan hesabından toplam 21.000 TL’nın 27.08.2003 tarihinde internet bankacılığı yoluyla çekildiği, davacının kullanıcı bilgilerinin ne şekilde üçüncü kişilerin eline geçtiğinin ispatlanamadığı, davaya konu işlemlerin yapıldığı dönemde bankanın ek güvenlik önlemlerini almadığı, bu nedenle internet şubesinden sözleşmeye aykırı işlemler yapılmasında davalı bankanın kusurlu olduğu,
davacı şirket temsilcisinin de internet şubesinde son ziyaret saatlerinin gösterilmesine ve bu sistemle kendisinden önce hesaba girildiğini ve işlem yapıldığını tespit etmesine rağmen herhangi bir tedbire müracaat etmemesi, başka bankalardaki hesapları üzerinde de internet bankacılığı yoluyla dolandırıcılık yapıldığını beyan ettiği halde davalı bankadaki hesabına bu yolla girilmemesi için gerekli tedbirleri almaması nedeniyle kusurlu olduğu,
buna göre davaya konu olayın meydana gelmesinde tarafların eşit kusurlarının bulunduğu gerekçesiyle 10.500 TL’nın 27.08.2003 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
BK'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 372/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda, davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır. Tüm kusur davalı bankada olduğu halde yazılı gerekçelerle tarafların birlikte kusurlu olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/11424, K. 2011/4290, 12 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama