KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/13572 E., 2011/15378 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
606 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/03/2009 tarih ve 2006/460-2009/93 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.11.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı ..., Lilly İlaç Tic.Ltd.
Şti. avukatı ..... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ....tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketler tarafından müvekkiline gönderilen ihtarname ile davalı şirketlerin Raloksifen etken maddesine ve bu etken maddenin değişik formülasyonlarına dair verilmiş patentlerinin mevcut olduğunun öğrenildiğini, ihtarnameyle varlığından haberdar olunan TR 1995 29334B sayılı patente ait başvurunun 16.02.1995 tarihinde yapıldığını, bu tarihte İhtira Beratı Kanunu’nun yürürlükte olup, bu Kanun’un 3 ve 36. maddelerinin ilaç ürün ve usullerine ilişkin patentleri açıkça yasakladığını, sözkonusu patentin hangi yasal düzenlemeye dayalı olarak verildiğinin belli olmadığını,
29.01.1995 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 4067 sayılı Kanunla TRIPS Sözleşmesinin ülkemizde geçerlilik kazandığını ve bu sözleşmenin ilaç ürün ve usullerine de patent verilmesini öngördüğünü, ülkemizin anılan sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilaç ürün ve usullerine herhangi bir patent koruması sağlayamadığı gibi bu tür buluşlar için patent başvurusunun yapılabileceği bir yöntemin de temin edilemediğini, buna rağmen davalı TPE’nin 1 Ocak 1995 tarihinden itibaren ilaç ürün ve usul patentleri için yapılan başvuruları kabul etmeye başladığını,
bu nedenle davaya konu patent başvurusunun hukuki dayanağının olmadığını ileri sürerek, TR 1995 29334B sayılı patentin yoklukla malul olduğunun tespiti ile hükümsüzlüğüne ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan TPE vekili, dava konusu patent belgesinin 01.01.1999 tarihinden sonra verildiğini, ilaç patentlerinin 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren koruma altına alınacağının mevzuata yansıtılması nedeniyle TRIPS Anlaşması uyarınca ilaçlarla ilgili patent başvurularının 1 Ocak 1995 tarihinden itibaren işleme alındığını, geçiş süresinin sonu olarak belirlenen 01.01.1999 tarihinden sonra da başvurulara patent verildiğini, patentin hükümsüzlüğü davasının patent sicilinde patent sahibi olarak kayıtlı kişiye karşı açılması gerektiğini, Enstitü’ye husumet düşmediğini savunarak, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, TRIPS’in yürürlüğe girdiği 31.12.1994 tarihinden itibaren ilaç ürün ve usullerine ilişkin olarak patent başvurusu imkanı verilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu, davaya konu patent başvurusunun kabulünde ve patent verilmesinde kanuna aykırı bir yön bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TRIPS’in 70/8. maddesi uyarınca Dünya Ticaret Örgütü Anlaşması ve buna bağlı olarak TRIPS’in yürürlüğe girdiği tarihte farmasotik ve tarımsal ürünler için patent koruması sağlamayan ülkelere DTÖ'nün yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Tıbbi ve Veteriner Ürün ve Usullerine ilişkin patent başvurularını TRIPS hükümleri dahilinde kabul etmek zorunluluğunun getirildiği, anılan sözleşme hükmünün bu yönden iç hukukta doğrudan uygulanabilme özelliğini taşıdığı,
hükümsüzlüğü istenilen davalıya ait patent başvurusunun da TPE kayıtlarına 16.02.1995 tarihinde girdiği ve 551 Sayılı KHK'nin geçici 4. maddesinde yazılı tarihten sonra patente bağlandığı, bu durumda davalının 1995 /29334 sayılı patent başvurusunun yürürlükte bulunan ve doğrudan uygulanabilme özelliğine sahip mevzuat uyarınca işleme alındığı sonucuna varılarak, davalı Türk Patent Enstitüsü aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/13572, K. 2011/15378, 17 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama