KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/142 E., 2010/10283 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
580 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.10.2008 tarih ve 2007/494-2008/407 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.10.2010 gününde davalı avukatı ... gelip, davacı avukatı tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı anonim şirketinin olup, şirketin 29.09.2007 tarihinde yapılan genel kuruluna müvekkilini temsilen kendisinin katıldığını, yapılan genel kurulda yönetim kurulu üyelerine aylık 4.000,00 YTL ücret ödenmesine,
yönetim ve denetim kurulu seçimlerinin üç senede bir yapılmasına karar verildiğini, alınan bu kararlara yapılan itirazların tutanağa geçirildiğini, alınan kararlar ile şirketin tüm gelirlerine el konulduğunu, yönetim kurulu toplantılarının üç senede bir yapılmasının da sakıncalı olduğunu, hissedar ... ile kızlarının şirket yönetimini ele geçirmek istediklerini, bunun hakkın kötüye kullanılması olduğunu ileri sürerek, ...ve kızlarına oy hakkının kaldırılmasına,
29.09.2007 tarihli genel kurul kararlarının iptaline, bu güne kadar şirket yönetim kurulu üyelerine ödenen 24.000 YTL’nın yönetim kurulu üyelerinden alınarak davalı şirkete faiziyle birlikte iadesine, şirketin yönetim kurulu üyelerine aylık 4.000 YTL ödenmesine ilişkin kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu 29.09.2007 tarihli olağan genel kurulu sonrası 28.11.2007 tarihinde usulüne uygun olağanüstü genel kurul yapıldığını, ikinci genel kurulun yapılması ile dava konusu ilk genel kurul kararlarının hükmünün kalmadığını, davacı iddialarının haksız ve dayanağının bulunmadığını, müvekkili şirketin aile şirketi olduğunu, kazancın paylaşılmasının olağan olduğunu ve genel kurulda alınan kararların usulünce alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, iptali istenen genel kurulun 29.09.2007 tarihinde yapıldığı, şirketin 1999 yılından 2006 yılına kadar tüm genel kurul toplantılarında yönetim kurulu üyeliğine ücret verilmediği, 2004 ve 2005 yıllarına ait genel kurul toplantısının yapılmadığı, 27.03.2006 tarihli genel kurul kararında her bir yönetim kurulu üyesine 2.500 YTL huzur hakkı ödenmesine karar verildiği, bilirkişi raporu ile davalı şirketin 2006 yılı net karının 154.784.91 YTL, 2007 yılı toplam net karının ise 129.073,15 YTL olduğunun belirlendiği,
genel kurulunun 29.09.2007 tarihli toplantı tutanağının 9 numaralı alt bendinde yönetim kurulu üyelerinin anne ...ile kızı ... olduğu ve bu kişilere objektif iyi niyet kurallarına aykırı olarak ve şirketin tüm kârının tahsis edildiği, bu durumun davacının kâr payını engelleyecek nitelikte olduğu, kaldı ki aylık 4.000 YTL ücret ödenmesine ilişkin kararın şirketin yıllık net kârı ile şirket ortakları ve davacı arasındaki akrabalık ilişkisi de kurucu ortağın ölümünden sonraki aile içi ilişkilerin genel kurul kararına yansıtıldığı,
bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde yönetim kurulu üyelerine ayda 12.000 YTL ödenmesi halinde şirketin gelirinin üzerinde toplam yıllık 144.000,00 YTL ücret ödenmesi yönündeki kararın iyi niyet kurallarına aykırı olduğu ve iptaline karar vermek gerektiği, davacı tarafın diğer taleplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılarak, 29.09.2007 günlü genel kurulda alınan ve yönetim kurulu üyelerinin her birine aylık 4.000’er YTL ücret ödenmesine ilişkin genel kurul kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/142, K. 2010/10283, 14 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama