KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2054 E., 2010/7827 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
562 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.10.2008 tarih ve 2007/253 - 2008/272 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili nezdinde taşıma rizikolarına karşı sigortalı emtianın Türkiye’den Amman’a taşınması işinin davalı tarafından üstlenildiğini, yeterli ısıda taşınmaması nedeniyle tamamının hasara uğradığını, sigorta tazminatının ödendiğini, rucuan tahsili için yapılan icra takibinin itirazla durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 inkar tazminatı hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yükleme ve istiflemenin tamamen taşıtan tarafından yerine getirildiğini, müvekkilinin kusurunun olmadığını, 2.050 USD ödenmeyen taşıma ücretinin mahsubunun yapılmadığını, tazminat isteminin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, maya emtiasının davalı tarafından uygun ısıda taşınmadığı, dava dışı taşıtanın da hangi ısıda taşınması ve kaç gün içinde varış yerine teslim edilmesi gerektiğini bildirmediği, bu nedenle davalının yarı oranda kusurlu olduğu, alacağın likit bulunmadığı, davalı ödenmeyen taşıma ücreti nedeniyle takas ve mahsup talebinde bulunmuş ise de davacı ... şirketinin taşıma ücretinden sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının 5.863.13 YTL asıl alacak ve 357.08 YTL işlemiş faize yönelik itirazının iptaline, asıl alacak üzerinden temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, emtia taşıma sigorta poliçesi uyarınca ödenen tazminatın rucuan tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı nezdinde sigortalı yaş maya emtiasının davalı tarafından Türkiye’den Amman’a taşındığı, bu emtiaların yeterli ısıda taşınmaması nedeniyle tamamen hasarlandığı, davacının sigorta ettirene tazminat ödediği ve halefiyet ilkesi uyarınca işbu davayı açtığı hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Davalı vekili, davacının selefinin bu taşımanın ücreti olan 2050 USD’yi ödemediğini belirterek alacağının mahsup edilmesini savunmuştur. Mahkemece, davalı taşıyanın taşıma ücretine ilişkin alacağının sigortacıya karşı takas ve mahsup yoluyla ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle bu istemi reddedilmiştir.
İşbu dava, aslında davalının akidi taşıtan sigorta ettiren tarafından açılması gereken, ancak tazminat ödemesi nedeniyle halefiyet ilkesi uyarınca sigortacı davacı tarafından açılmış bir tazminat davası niteliğindedir. Dolayısıyla, davalının, akidi taşıtana karşı ileri süreceği def’i ve itirazları onun halefi olan davacı sigortacıya karşı ileri sürmesine engel bir durum bulunmamaktadır.
O halde, davalının taşıma ücretinin ödenmediği, davacı alacağından mahsubunun gerektiği yönündeki savunması üzerinde durulup, CMR.nin 23/4 ncü maddesi de dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3-Kabul şekli bakımından da; davacının işlemiş faiz alacağını da harçlandırdığı, davanın konusunun işlemiş faiz tutarını da kapsadığı dikkate alınarak, tamamı üzerinden dava açılmış gibi yargılama giderinin belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde dava konusunun salt takibe konulan asıl alacak olduğu kabul edilerek karar verilmesi de yanlış olmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2054, K. 2010/7827, 5 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama