KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2337 E., 2010/8210 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
527 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/10/2008 tarih ve 2006/1162-2008/1216 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin ortağı olup, aidat borçlarını ödemediğini, bu nedenle davalı hakkında icra takibine geçildiğini ancak borçlunun itirazda bulunarak takibin durmasına sebebiyet verdiğini, yargılama sırasında takibe konu borcun 2003 yılında ödenmesi gereken emlak vergi payı ile 2000 yılından itibaren ödenmesi gereken kooperatif giderlerinin bir kısmının ödenmemesi bir kısmının eksik ödenmesi nedeni ile oluşan alacaktan kaynaklandığını ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin düzenli olarak ödemelerini yaptığını, müvekkilin yaptığı ödemelerin aidat alacaklarına mahsup edilmeksizin tazminat işletilmeye devam edildiğini, alacakların hangi aylara ilişkin olduğunun da beyan edilmediğini, müvekkilinin ödemelerini banka aracılığı ile yaptığını, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, ancak ödeme emrinin tebliğinden sonra faiz işletilebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı kooperatifin ortağı olduğu, 2000 yılından itibaren ödemesi gereken bazı aidatları ödemediği, davalının 850.49YTL asıl alacak ve 420.45YTL işlemiş faiz olmak üzere 1.270.94.-YTL borçlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptali ile 850.49YTL asıl alacak ile 420.45YTL işlemiş faiz alacağı yönünden takibin devamına, bakiye kısım için takibin iptaline, davacı ve davalının icra inkar tazminatı taleplerinin alacağın likid olmaması ve yargılamayı gerektirmesi nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, aidat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, 09.07.2008 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne, alacağın likit olmadığı gerekçesiyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı kooperatif, takibe konu borcun 2003 yılında ödenmesi gereken emlak vergi payı ile 2000 yılından itibaren ödenmesi gereken kooperatif giderlerinin bir kısmının ödenmemesi, bir kısmının eksik ödenmesi nedeni ile oluşan alacaktan kaynaklandığını ileri sürmüştür. BK’nun 84 ncü maddesi hükmüne göre, “faiz ve masrafları ödemede geciken borçlunun, yaptığı kısmi ödeme alacaklı tarafından öncelikle faize mahsup edilebilir”.
Bu ilke, aksi yönde bir genel kurul kararı alınmadıkça veya davalı kooperatifte aksi yönde bir uygulama bulunmadıkça, kooperatif alacaklarında da uygulanır.
Buna göre mahkemece, takibe konu yılların genel kurul tutanakları incelenip, genel kurullarda belirlenen aidat miktarı, aidatların ödenmesi için belirlenen en son ödeme tarihi, gecikme cezası oranları ile davacının ödeme yaptığı tarihler gözetilerek, anılan hususları denetime elverişli şekilde ortaya koyan yeni bir bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yönden eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Öte yandan, dava konusu aidat alacağı ve bunun faizleri, genel kurul kararlarına dayanmakta olup, miktarı bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir olduğundan, likit alacak niteliğinde olduğu kuşkusuzdur. Mahkemece, dava konusu alacağın bu niteliğine göre, davacı yararına icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2337, K. 2010/8210, 12 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama