KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2606 E., 2010/9174 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
374 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 10.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.04.2006 tarih ve 2004/346-2006/170 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı TMSF vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilerinin davalı ... nezdindeki mevduat hesabında bulunun para ile davalı bankaca hazine bonosu alındığını, vade tarihinde bononun satılarak paranın vadeli mevduata yatırıldığını, davalı TMSF tarafından hesap tarihinden bir gün sonra davalı bankanın bankacılık yapma ve mevduat kabul etme yetkisinin kaldırıldığını, müvekkillerinin parasının güvence kapsamında olmasına rağmen davalılarca ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 7.942,00 TL alacağın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, husumet, görev ve esas yönünden davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecinde davacıların alacağının ödendiği gerekçesiyle davanın esası hakkında karar vermeye yer olmadığına, davalı TMSF vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı TMSF vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının İmar Bankası’ndaki mevduat alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 27.05.2002 gün 2002/21-22 E-K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, kamu tüzel kişiliğini haiz Fon tarafından, kendisine devredilen bankaların mudileri hakkında kamu gücüne dayalı re’sen ve tek yanlı olarak tesis edilen ve idari nitelik taşıyan işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların giderilmesi amacıyla Fon aleyhine açılan davada, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun yürütülüp yürütülmediğinin zararın doğumunda hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının idare hukuku ilkelerine göre, idari yargı yerinde saptanması gerekmektedir.
(Dairemizin 04.07.2005 gün 2005/7147 K sayılı ve 04.12.2006 gün 2006/12680 K sayılı kararları) Yargı yolu, dava şartı olması nedeniyle, yargılamada re’sen ve ilk incelenecek hususlardan olup, yargı yeri bakımından idari yargının görevli olduğu davada, davanın konusuz kaldığından bahisle de adli yargıda bir karar verilemez.
Bu nedenlerle davalı TMSF yönünden davanın yargı yolu bakımından reddi ve buna göre TMSF lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdiri gerekirken bu davalı hakkında da yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün TMSF yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2606, K. 2010/9174, 24 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama