KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2707 E., 2010/9134 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
363 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3.Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 13.11.2008 tarih ve 2006/375-2008/516 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin 843/A, 846/A, 844/A nolu üyesi iken ihracına ilişkin kararın alınması ve bunun mahkeme kararı ile iptal edilmesi sonrasında, mahkeme ilamının uygulanması istemini içeren 03.05.2002 tarihli dilekçeye, davalının, o mahkeme ilamından sonra aidatların yatırılmadığını ve ihraç kararı alındığını müvekkiline kısa bir cevabi yazı ile bildirdiğini, müvekkiline bizzat tebliğ edilen bir ihtar ya da karar bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin üyeliğinin tespitini, çıkarma kararlarının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekilice temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, ihraç kararının varlığını haricen öğrenmenin sonuca etkili olmayacağı, iptal davası süresinin başlaması için kararın davacıya usulünce tebliğ edilmesinin zorunlu olduğu, ihraç kararlarının varlığından davacıyı haberdar eden davalı yazısının tebliğ yerine geçmeyeceği, ihraç kararını ortağın haricen öğrenmesi, hatta kararın yüzüne karşı verilmesinin sonuca etkili bulunmayacağı, ihraç kararlarının, noter şerhine göre, davacının gelini ...’e tebliğ edildiğinin belirtildiği,
bu kişinin muhatap ile aynı çatı altında oturup oturmadığının şerhten anlaşılamadığı, tebliğ mazbatalarının asılları getirtilmek suretiyle davacının ihracına ilişkin kararların usulüne uygun şekilde davacıya tebliğ edilip edilmediğinin üzerinde durulması gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacı ile ... isimli kişinin hiçbir zaman birlikte oturmadığı,
bu nedenlede davanın süresinde açılmış olduğunun kabulü gerektiği, 1 ve 2. ihtarnamelerde borç ve gecikme cezalarının ayrıntılı dökümünün belirtilmemesi nedeniyle bu ihtanamelerin usulüne uygun olmadıkları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2707, K. 2010/9134, 23 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama