KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2720 E., 2010/8879 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
523 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Üsküdar 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.10.2008 tarih ve 2008/80-2008/233 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili nezdinde işyeri sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan yerin davalının dairesinden sızan sular nedeniyle hasarlandığını, belirlenen 9.690,00 YTL hasar tazminatının sigortalıya ödenmek suretiyle sigortalının haklarına halef olunduğunu ileri sürerek, anılan meblağın davalıdan ticari avans faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, iddianın yerinde olmadığını, kendisine ait dairenin binanın 4. katında, sigortalı işyerinin ise binanın bodrum katında yer aldığını, dairesindeki herhangi bir sızıntının bodrum katındaki işyerine ara katlara zarar vermeden ulaşmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sigortalı işyerine zarar veren su sızıntısı ortak tesisattan kaynaklandığından davalının arsa payı oranında zarardan sorumlu bulunduğu, davacının arsa payına ( 37/1000 ) göre sorumlu bulunduğu miktarın 358,53 YTL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 358,53 YTL’nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece sigortalı işyerine zarar veren su sızıntısının ortak tesisattan kaynaklandığı gerekçesiyle davalının arsa payı oranında zarardan sorumlu bulunduğu kabul edilmiştir.
Mahkemece yapılan keşif sonunda düzenlenen bilirkişi raporunda ise “sigortalı işyerinde iddia edilen boyutta hasara sebep olacak su akıntısının davalının tadilat gören dairesinden gerçekleşebileceğine dair kanaat edinilemediği, ancak sigortalı depoya zarar veren bu oranda büyük su akıntısının tam olarak nereden geldiği hususunda teknik olarak tespit yapılamadığı, davalının beyanına göre ve yerinde yapılan tespitte onarılan borunun binanın ortak kullanım alanına ait olduğu, mahkemece hasarın ortak tesisattan meydana geldiğine ilişkin görüşe iştirak edilirse zararın kat maliklerinin hisseleri oranında paylaştırılması gerektiği” belirtilmiştir.
Davacı vekili bilirkişi raporundan sonra verdiği dilekçede ve duruşmadaki beyanında diğer kat malikleri aleyhine de Üsküdar 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/260 E. sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını ve her iki dava birbiri ile irtibatlı olduğundan birleştirilmesi talebinde bulunduğunu belirterek her iki davanın birlikte görülüp sonuçlandırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, davaların birbiri ile irtibatlı olduğu, diğer dava dosyasında diğer kat maliklerinin yapacağı savunmalar birlikte değerlendirilip, sigortalı mahalde hasara yol açan su sızıntısının sadece davalının sorumluluğunda bulunan tesisattan mı, yoksa tüm binaya ait ortak tesisattan mı kaynaklandığının açıklığa kavuşturulması, eğer hasarın sadece davalının sorumlu olduğu tesisattan kaynaklandığı belirlenirse hasardan sadece davalının sorumlu tutulması,
binaya ait ortak yerden kaynaklandığının belirlenmesi halinde ise diğer kat maliklerinin meydana gelen zarardan arsa payları oranında davacıya karşı sorumlu olduklarının kabulü ile buna göre hüküm kurulması gerekirken davacı vekilinin birleştirmeye ilişkin talebi değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2720, K. 2010/8879, 20 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama