KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/3194 E., 2010/9284 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
410 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.12.2008 tarih ve 2008/287-2008/596 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kooperatif ile davacı arasında 04.04.2001 tarihli protokol imzalandığını, bu protokol ile A blok sağ köşede sağlık ocağı ve büyük yola cepheli zemin kat dükkan için kuraya tabi olmaksızın davacının tercihli olarak üye yapıldığını, bu amaçla davacı tarafından 33.000 Alman markı peşin ödeme yapıldığını, ancak davalı kooperatifin müvekkiline vermeyi taahhüt ettiği taşınmaza ilişkin üçüncü kişilere satış kararı aldığını ileri sürerek, anılan kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre genel kurul tarafından yönetim kuruluna taşınmaz satışı konusunda yetki verilmediği için davacı ile davalı kooperatif arasında imzalanan taşınmaz satışı yolu ile üyeliğinin kabulüne ilişkin sözleşmenin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça temyiz olunan karar, Dairemizce, öncelikle davacının kooperatif ortağı olup olmadığının tespiti ile varılacak sonuca göre gerektiğinde davacının dava dilekçesindeki talebinin açıklattırılması suretiyle bir karar verilmesi gerekirken salt davacıya yapılan satışın genel kuruldan yetki alınmadan yapıldığı bu nedenle geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının kooperatif üyeliğinin halen devam ettiği ve üçüncü kişilere satılmasına ilişkin kooperatif tarafından alınmış bir karara rastlanılmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacının yapmış olduğu açıklamalardan davanın yönetim kurulunun 21.03.2005 tarihinde davacıya gönderdiği ihtarname içeriğinin iptaline yönelik olduğunu anlamak gerekir. Alınan kararın, davacının doğrudan hukukunu ilgilendiren bir karar mahiyetinde olduğu anlaşıldığından, davacının bu kararın iptalini istemesi, bir başka deyişle doğrudan doğruya mahkemede dava açması mümkündür.
Mahkemece, davacı vekilinin 17.12.2008 tarihli oturumdaki isteminin değerlendirilmesinde hataya düşülerek, davanın, söz konusu taşınmazın kooperatifçe bir başkasına satılmasına ilişkin kararın iptali istemine ilişkin olduğu kabul edilip ortada böyle bir kararın bulunmadığından bahisle davanın reddi doğru değilse de, yukarıda değinilen 21.03.2005 tarihli yönetim kurulu ihtarnamesinde belirtilen hususların yasaya uygunluğu gözetildiğinde, davacının işbu kararın iptalini isteyemeyeceği sonucuna varılmakla sonucu itibari ile doğru olan hükmün onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/3194, K. 2010/9284, 27 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama