KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/3418 E., 2010/9588 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
470 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.06.2008 tarih ve 2007/232 - 2008/164 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1961 yılından bu yana gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, “FORM” ve “ETİ FORM” ibareli markaların sahibi olduğunu, 1991 yılından bu yana aralıksız kullandığı ve tanınmış hale getirdiği “FORM” ibareli markalarıyla iltibas yaratacak şekilde davalının “zarfsan form’ ibareli markanın adına tescili için diğer davalıya başvuruda bulunduğunu, tanınmışlıktan faydalanacağı ve karışıklık yaratacağı gerekçesiyle yapılan itirazların kabul görmediğini ileri sürerek, TPE YİDK kararının iptaline, markanın tescili halinde hükümsüz sayılmasına ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, tesis edilen kararın yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkilinin tescilini istediği markanın asıl unsurunun ‘zarfsan’ olduğunu, bu unsuru taşıyan bir çok markanın tescil edildiğini, ayrıca ‘FORM’ ibaresinin tesciline engel hal bulunmadığını, müvekkilinin tescilini istediği markanın davacının markalarının tescili kapsamı dışında bulunan 16. sınıf kapsamı emtialarda kullanılacağını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin tescilini istediği markanın el yasıyla ‘zarfsan’ ve daire içerisinde farklı ve daha küçük el yazısıyla yazılmış ‘form’ ibarelerinden oluştuğu, ‘zarfsan’ ibaresinin baskın ve ön plana çıktığı, davacı markalarında da ‘FORM’ ibaresinin yer aldığı, baskın unsurun bu ibare olduğu, ancak taraf markalarının baskın unsurlarının farklı bulunduğu, aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadıkları, davacının markalarının tescil kapsamı emtiaların
16.sınıf emtiaları içermediği, bu yönüyle benzerliğin bulunmadığı, davacının markalarının kapsamının gıda sektörüne, davalı şirketin ise kırtasiye emtialarına ilişkin olduğu, ‘FORM’ ibaresinin anlamı itibariyle de tür, nitelik v.s bakımından da karışıklık doğurmayacağı, dosya kapsamından davacı markalarının bazıları tanınmış nitelik kazanmış olduğu sabit ise de farklı ürünlerde kullanım, ürünlerin türü ve ibarenin tali unsur olarak kullanımı dikkate alındığında davalı şirketin marka tescilinin, davacının tanınmış markalarından haksız yarar sağlaması, itibarlarına zarar vermesi ve ayırt edici karakterini zarar verme olasılığının bulunmadığı, tescil engelinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, her ne kadar mahkemenin karar gerekçesinde davalı şirketin tescilini talep ettiği markanın ‘form’ ibaresi kısmının, markanın tali unsuru olduğu yönündeki değerlendirmesi yerinde değilse de, taraf markalarının farklı sınıflardaki emtiada kullanılacak olması, davalı markasının kullanımının, davacının tanınmış markalarının tanınmışlıkları ile itibarlarına zarar vermeyeceğinin ve haksız yarar sağlamayacağının belirlenmesine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/3418, K. 2010/9588, 4 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama