KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/428 E., 2010/6522 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
600 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.09.2007 tarih ve 2006/538 - 2007/194 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılar arasında 17/11/2005 tarihinde yapılan davalı ... ’un kefil olduğu sözleşme gereği davalı ...’in 3 yıl süreyle müvekkiline bağlı kalacağını, bu süre içinde 3 albüm yapılacağını, 36 şarkı seslendireceğini, 01/04/2006 tarihinden itibaren hiçbir eseri seslendiremeyeceğini, bu sözleşme için imza tarihinde 10.000,00 YTL, imzadan sonra 10.000,00 YTL ve Temmuz 2006 sonuna kadar da 100.000,00 YTL’ nin davacı tarafından davalıya ödeneceğini, buna göre davalıya çeşitli tarihlerde 25.000,00 YTL ödendiğini, sözleşmede 100.000,00 USD cezai şart bulunduğunu, sözleşme hükümlerine aykırı olarak davalı ...’in 07/04/2006,
09/04/2006, 23/04/2006 tarihlerinde çeşitli televizyon kanallarındaki programlara katılarak çeşitli şarkılar seslendirdiğini, böylece sözleşmeye aykırı davrandığını, bu nedenle 01/05/2006 tarihinde sözleşmeyi feshettiklerini, 100.000,00 USD tutarındaki cezai şartı ödemek zorunda olduğunu ileri sürerek, davalıya ödenen 25.000,00 YTL ile birlikte 100.000,00 USD cezai şartı da ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkilinin sözleşmeye aykırı bir davranışının olmadığını, davalı (...) ’in sözleşme konusu albümleri seslendirme yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için öncelikle prodüksiyon ile ilgili olarak repertuar, müzik direktörü, aranjör, stüdyo, orkestra, vokal, tonmayster vb. aygıt ve unsurların program yapımcısı davacı tarafından davalının çalışmasına sunulmasının gerektiğini, 17/11/2005 tarihli sözleşme gereği davalının albümleri seslendirme yükümlülüğünün, işin doğası gereği öncelikle fonogram yapımcısı davacının kendi borç ve yükümlülüklerini yerine getirmesine bağlı olduğunu, sözleşmenin 5. maddesi gereği,
davacının çıkaracağı albümün çıkış tarihinin sanatçıya bildireceğini, davacının kendi yükümlülüklerini yerine getirmediğini, kendi edimini ifa etmeyen davacının cezai şart isteyemeyeceğini, ayrıca sözleşmedeki cezai şartın Borçlar Kanunu’nun 158/2 md. gereği “sözleşmeye eklenen cezai şart” olduğunu, sözleşmeden dönen davacının, ifaya eklenen cezai şart isteyemeyeceğini, davacının davalıya gösterdiği 01/05/2006 tarihli ihtarname ile daha önce ödediği 25.000,00 YTL’yi istemesinin BK'nun 106. maddesi anlamında “sözleşmeden dönme” olduğunu, cezai şartın konusunun çıkacak olan albümlerde yer alacak olan eserler olduğunu,
kendi yükümlülüklerini yerine getiremeyen davacının cezai şart talep etmesinin kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasındaki 17/11/2005 tarihli sözleşmenin istisna akti olduğu, davalının 3 albüm için 36 şarkı seslendirmeyi, davacının 120.000,00 YTL ödemeyi ve albüm için gerekli alt yapıyı temin etmeyi bu albümlerin yapımı gerçekleştirmeyi ana edimler olarak yüklendikleri, davalı sanatçının çeşitli televizyon kanallarında şarkı seslendirmek suretiyle sözleşmenin 3. maddesini ihlal ettiği, davacının ise çıkarılacak albümler için gerekli hazırlıkları yapmadığı, stüdyo, aranjör, müzik direktörü gibi unsurları temin ederek davalıyı albüm yapımına davet etmediği,
buna karşılık davalının sözleşmeye aykırılığı nedeniyle sözleşmeden döndüğü ve davalıdan almış olduğu para ile cezai şart talep ettiği, henüz davalının temerrüdü gerçekleşmeden, bunun için öngörülen süre dolmadan sözleşmeden dönen davacının BK’nun 106. maddesinden yararlanamayacağı ve sözleşme ilişkisi baştan itibaren ortadan kalktığı için de fer’i borç olan cezai şartı isteyemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının davacıdan tahsil ettiği 25.000,00 YTL’nin davalıdan faizi ile birlikte tahsiline, davalılardan ...’ın kefaletinin adi kefalet olduğu,
davacının asıl borçludan alacağını tahsil etmemesi durumunda kefile gidebileceğinden adı geçen davalı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/428, K. 2010/6522, 7 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama