KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/430 E., 2010/6814 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Elazığ Asliye 2.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.422 kelime·7 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Elazığ Asliye 2.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.10.2008 tarih ve 2008/105-2008/348 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı ... vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Elazığ Finansbank Şubesi tarafından davalı ... Tic.Ltd.Şti'ne kullandırılan ticari kredinin teminatı olarak 2004 model Hyundai marka kamyonetin rehin olarak alındığını, aracın kasko poliçesinin davalı Finans Sigorta A.Ş. tarafından yapıldığını, poliçeye dain mürtehinin Finansbank A.Ş. Elazığ Şubesi olduğunun şerh edildiğini, kredi borçlusunun borcunu ödememesi üzerine Elazığ 1.İcra Müdürlüğü’nün 2005/1737 E.sayılı dosyası ile ...
Ambalaj Ltd.Şti. aleyhine takibe geçildiğini, bu aşamada aracın kaza yapıp pert olduğunu öğrendiklerini, Finans Sigorta A.Ş’ye sigorta poliçesi de göz önüne alınarak borçlunun her türlü hak ve alacağı üzerine haciz konulması için haciz müzekkeresi gönderildiğini, ancak Karakoçan Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kesinleşen kararına istinaden araç sahibine ödeme yapıldığını, TTK’nun ilgili hükümleri ve Medeni Kanunun 879. maddesine göre sigorta tazminatının ancak rehin hakkı sahibinin rızası ile malike ödenmesinin öngörülmesine ve sigorta şirketine haciz müzekkeresi gönderilmesine rağmen sigorta bedelinin davalı şirkete ödendiğini ileri sürerek,
42.000,00 YTL’nin malike ödendiği günden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Finans Sigorta A.Ş. vekili, Karakoçan Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kesinleşen kararına istinaden araç sahibine ödeme yapıldığını, davacı bankanın müvekkili şirkete başvurusunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sigorta poliçesinde davacı bankanın dain mürtehin olarak kayıtlı olduğu, Karakoçan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/28 E. sayılı dosyasında poliçedeki dain mürtehin şerhinin sigorta şirketi ve araç sahibi tarafından ileri sürülmediği gibi mahkemece de re'sen nazara alınmadığı, davalı ... şirketinin poliçeden kaynaklanan alacağın öncelikle dain mürtehine ödemesi gerektiğini bilebilecek durumda olduğu,
davalı ... şirketinin dava nedeni ile araç malikine yaptığı ödemenin poliçedeki ve trafik kaydındaki rehin hakkını ortadan kaldırmayacağı, davalı ... şirketinin araç bedeli olarak ödediği 24.000,00 YTL'yi rehin hakkı sahibi olan davacıya ödemesi gerektiği, davacı, araç sahibi ... Ambalaj Ltd.
Şti'ne ödenen 41.250,00 YTL'nın tahsilini talep etmiş ise de davacının dayanağı poliçe olup ve poliçe nedeni ile hüküm altına alınan araç değerinin mahkemece 24.000,00 YTL olarak belirlendiği, bu miktar üzerinden takibe geçildiği ve haricen 41.250,00 YTL ödeme yapıldığı için 24.000,00 YTL dışında kalan kısım vekalet ücreti, harç, işlemiş faiz gibi alacakların tali alacaklar olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 24.000,00 YTL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, dahili davalı ...
Ltd. Şti. hakkındaki dava atiye terk edildiğinden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalılardan Finans Sigorta A.Ş. vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava tazminat istemine ilişkin olup taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere davacı tarafından verilen kredi karşılığı alınan kasko sigortalı aracın kaza yapması sonucu açılan davada dain ve mürtehin sıfatı bulunan davacıya bu sıfatından kaynaklanan haklarının kullandırılmadığı, mahkemece davacının bu sıfatının resen nazara alınmak gerekirken alınmadığı ve sigorta bedelinin kesinleşen mahkeme kararı uyarınca davalı tarafından sigortalıya ödendiği çekişmesizdir.
Her ne kadar poliçedeki dain ve mürtehin kaydına rağmen sigorta şirketinin görülen davada bu yönde bir savunma yapmaması ve bu bakımdan kararı temyiz etmemesi davalı yönünden bir kusur teşkil eder ise de, Dairemizin yerleşmiş uygulamaları uyarınca (13.11.2008 tarih 2007/9411 E. 2008/12793 K, “Davanın dayanağını oluşturan sigorta poliçesinde Oyakbank A.Ş. İzmir Şubesi yararına “Dain mürtehin” kaydı bulunmaktadır.
Bu durumda anılan banka şubesinin sigortalı araç üzerinde rehin hakkı bulunduğundan sigortadan tazminat talep etme hakkı da öncelikle ona ait olup, sigortalı ancak lehine rehin verilen alacaklının açık muvafakatini almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat isteme hakkına sahip olur.
Buna göre mahkemece, asıl dava ve talep hakkına sahip dava dışı bankanın anılan şubesinden alınmış açılan davaya muvafakat veya icazetleri olduğuna dair gerekli belgeyi sunması için davacı tarafa süre verilmesi ve bu usulü eksiklik tamamlandığı takdirde işin esasına girilmesi gerekirken, davacının aktif taraf sıfatının (husumet) varlığına ilişkin olan ve mahkemece re’sen göz önünde bulundurulması gereken bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek anılan poliçeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş,
kararın bu nedenle bozulmasıgerekmiştir”). anılan husus mahkemece re’sen nazara alınması gereken bir husus olduğundan ve davalı da mahkemenin bu uygulamasına dayalı olarak ve kesinleşmiş mahkeme kararı uyarınca sigortalıya ödeme yaptığından ve davacıya ödeme yapması halinde diğer davalıya yaptığı ödemeyi de geri alamayacak olan davalı sigortacı aynı borç için 2 kere ödeme yapmış olacağından ve kesinleşen mahkeme kararıyla yapılan ödeme kötü ödeme sayılamayacağından davacının kredi alacağını öncelikle kredi borçlusu diğer davalıdan tahsil etmesi gerekir.
Dosya kapsamından da davacının bu amaçla kredi borçlusu aleyhine takibe giriştiği ancak takibi sonuçlandırmadan da işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Açıklanan tüm bu nedenlerle mahkemece sigortacı davalı aleyhine açılan davanın reddine karar verilmek gerekirken kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin uyuşmazlığın esasına yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/430, K. 2010/6814, 14 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama