KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5006 E., 2010/12032 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
468 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.12.2008 tarih ve 2007/90 - 2008/172 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı TPE Başkanlığı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin "ETİ FORM", "FORM", "FORMDAKAL", "FORM PUAN" ve "FORM BALL" ibareli tescilli markaların sahibi olduğunu, "FORM" ibaresini içeren markaların uzun yıllardır kullanılması sonucu tanınmış hale geldiğini, davalı şirket tarafından diğer davalı nezdinde tescil başvurusunda bulunan "DEREN BİZ BİZE FORM" ibareli markanın müvekkili şirket adına tescilli ve tanınmış "FORM" ibareli markalar ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve bu benzerliğin iltibasa sebebiyet verdiğini, markaların kapsadığı malların da ortak bulunduğunu,
ancak müvekkili tarafından marka tescil başvurusuna yapılan itirazların davalı Kurum tarafından reddedildiğini, verilen red kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı TPE YİDK'nun 10.07.2007 tarih ve 2007-M-3819 sayılı kararının iptali ile davalı şirkete ait marka tescil başvurusuna konu markanın tescili halinde iptaline, hükümsüz sayılmasına ve marka sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, davalı şirket tarafından tescili istenen ibare ile davacı şirket tarafından itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların benzer olmadığını ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, "FORM" ibaresinin gıda sektöründe yaygın olarak kullanıldığını, ayrım gücünün zayıf olduğunu, müvekkili tarafından alınan kararların usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, dava konusu markanın tescil harçlarının ödenmemiş olduğunu, başvurunun hükümden düştüğünü, bu itibarla davanın konusuz kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait "FORM" ibareli markanın 556 sayılı KHK'nin 8/4. maddesi hükmü uyarınca tanınmış olduğu, bu hususun kesinleşen yargı kararları ile de sabit bulunduğu,
gerek marka kapsamında kalan sınıfların benzerliği gerekse davacının "FORM" markasının tanınmışlığı dikkate alındığında davaya konu başvurunun aynı veya yakın (benzer) sınıflarda tescili halinde markaların 556 sayılı KHK'nin 8/1-b maddesi uyarınca halk tarafından karıştırılabileceği gibi 8/4. maddesi uyarınca da davacı markalarının itibarında haksız yararlanılacağı, bu nedenlerle bilirkişilerin markaların benzemediği ve aralarında iltibas bulunmadığı yönündeki görüşlerine itibar edilmediği,
davacının itirazlarının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı TPE YİDK'nun 10.07.2007 tarih ve 2007-M-3819 sayılı kararının iptaline, davacının markanın hükümsüzlüğünün tespiti için açtığı dava konusuz kaldığından bu konuda karar vermeye yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı TPE Başkanlığı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı TPE Başkanlığı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5006, K. 2010/12032, 25 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama