KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5254 E., 2010/11534 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
410 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.02.2009 tarih ve 2008/362-2009/32 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve fer'i müdahiller tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kooperatifin 18.10.2008 tarihli genel kurulunda bir defaya mahsus olmak üzere 35.000 YTL aidat alınmasına karar verildiğini, bu paranın ortaklar tarafından ödenmesinin güç olduğunu, alınan kararın yasa, anasözleşme, ve iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığını ileri sürerek, genel kurulda alınan bu kararın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davacı yanında davaya katılanlar vekili, aynı gerekçeler ile anılan kararın iptalini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya katılanların alınan kararlara muhalefet şerhlerinin bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan bu kişiler yönünden davanın reddine, davacı ... yönünden ise, arsa sahipleri ile yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre 31.12.2006 tarihinde teslim edilmesi gereken 6 dairenin halen teslim edilmediği ve bu sözleşmeye göre geciken her gün için 150 USD arsa sahiplerine ödenmesinin kararlaştırıldığı, kooperatife ait inşaatlarının bir an önce bitirilmesi için anılan miktarda aidat alınmasının ortakların menfaatine olduğu, bu nedenle alınan kararda yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılık olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve müdahil davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı yanında davaya katılanlar vekilinin temyiz itirazlarına gelince, asli müdahale, HUMK'nda açık ve genel bir hükümle düzenlenmemiş olmakla birlikte, doktrinde ve Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir. Ancak, asli müdahale davasının ayrı bir dava olarak açılması, bunun için de dava dilekçesi biçiminde yazılmış bir dilekçe ile ve harçlandırılmak suretiyle mahkemeye başvurulmuş olunması gerekmektedir.
Aksi halde, açılmış bir davanın bulunmaması nedeniyle dilekçenin reddedilmesi gerekmektedir. Somut olayda, mahkemece, davacı yanında müdahalede bulunanlar tarafından harçlandırılmış bir davanın bulunmaması nedeniyle bu kişiler hakkında işin esasına girilerek yazılı şekilde red kararı verilmesi doğru değil ise de, bu kişilerin yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamaları nedeniyle, sonucu itibariyle doğru olan hükmün onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5254, K. 2010/11534, 9 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama