KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/5445 E., 2010/11808 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
384 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.07.2008 tarih ve 2005/122 - 2008/296 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı kooperatiften kredi kullanılan müvekkillerinin 18.11.1998 tanzim tarihli senetle dava dışı ... ’a kefil olduklarını, müvekkillerinin imzası bulunmayan ve ... ’ın borçlusu olduğu 23.11.1999 tanzim tarihli senet için kefil sıfatıyla müvekkilleri aleyhine icra takibine girişildiğini, müvekkillerinin 18.11.1998 tarihli senette yazılı (612.500.000) TL. için ...’e kefil olduklarını, takibin ise (4.800.000.000) TL üzerinden yapıldığını, BK'nun 491. maddesi uyarınca borcun kefil açısından muaccel hale gelmesi için bildirim yapılması gerektiği halde müvekkillerine hiçbir bildirim yapılmadığını ileri sürerek, müvekkillerinin kefalet miktarı dışında davalı kooperatife borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların takip konusu senedin kefili değil müşterek ve müteselsil borçlusu olduklarını, senet metninde herhangi bir ihtara gerek olmadığının açıkça belirtildiğini savunarak, davanın reddini istemiş, %40 tazminatın davacılardan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, takibe konu borç senedinde davacıların müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıkları gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen karar, Dairemizce, davalı kooperatifin takipte münhasıran 23.11.1998 tanzim tarihi borç senedine dayandığı,
senette davacıların isim ve imzalarının bulunmadığından sorumluluklarından söz edilemeyeceği, ancak davanın açıklanma şekline göre davacı beyanlarının kabul anlamına gelip gelmeyeceğinin değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırma sonucunda, takip konusu 2356 numaralı müşterek ve müteselsil borç senedinde davacıların imzası bulunmadığı, davacılar vekilinin beyanının kabul anlamına gelmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile,
Osmaniye İcra Müdürlüğünün 2002/1652 sayılı dosyasında takibe konu 2356 numaralı müşterek ve müteselsil borç senedi nedeniyle davacıların, davalıya 4.800,00 TL borçlu olmadıklarının tespitine, 2355 numaralı senede dayalı takip ve bu senede yönelik dava bulunmadığı gerekçesiyle bu konuda karar vermeye yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/5445, K. 2010/11808, 22 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama