KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/666 E., 2010/6504 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
415 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 11.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.12.2005 tarih ve 2005/732-2005/649 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ‘... Alüminyum San. A.Ş.’nin ortağı olduğunu, TMSF’nun 13.02.2004 tarihli kararı ile davalıların yönetim ve denetim kuruluna atandığını,Bankalar Kanunu’nun 17/a maddesi gereğince hisseleri kısmen veya tamamen TMSF’ye geçen bankalarla ilgili olarak böyle bir karar alınabileceğini, TMSF tarafından atanan yöneticilerin ödeme emirlerine itiraz etmeyerek şirketi zarara uğrattıklarını, davalıların haksız ve uygunsuz yönetimi sonucu temettü kaybının olduğunu ileri sürerek 2003 yılı için 160.000 USD, 2004 yılı için 160.000 USD olmak üzere toplam 320.000 USD’nın ticari faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı TMSF vekili, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, davanın Fon aleyhine açılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, TMSF’nun kamu kuruluşu olduğu, yasa ve Bakanlar Kurulu kararına dayanarak tesis edilen idari eylem ve işlemlerin hukuka uygun yürütülüp yürütülmediği, zararın doğup doğmadığının tartışılıp değerlendirileceği yerin idari yargı olduğu, Bankalar Kanunu’nun 24/6 maddesi gereğince TMSF tarafından atanan yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkındaki tazminat davalarının TMSF aleyhine açılması gerektiği gerekçesiyle TMSF yönünden davanın idari yargının görevli olduğu, diğer davalılar hakkında pasif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davalı TMSF yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin davalı TMSF aleyhindeki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin TMSF dışındaki diğer davalılar yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince: Davalı şirketin yönetim ve denetiminin TMSF tarafından devralındığı, ortakların temettü hariç tüm ortaklık haklarına da el konulduğu, buna göre davacının ortak sıfatıyla TTK hükümlerine dayanılarak dava açma hakkını haiz olmadığından, TMSF dışındaki davalılar yönünden davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerekirken pasif husumetten reddi doğru değil ise de, hakkındaki dava pasif husumetten reddedilen davalılar bakımından da sonucu itibariyle doğru olan kararın bu gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/666, K. 2010/6504, 7 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama