KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/670 E., 2010/7229 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
382 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.12.2005 tarih ve 2005/755 - 2005/651 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin hissedarı olduğunu, TMSF’nun 13.02.2004 tarihli kararı ile davalı gerçek kişilerin yönetim ve denetim kuruluna atandığını, Bankalar Kanunu’nun 17/a maddesi gereğince hisseleri kısmen veya tamamen TMSF geçen bankalarla ilgili olarak böyle bir karar alınabileceğini, TMSF tarafından atanan yöneticilerin yine TMSF tarafından gönderilen ödeme emirlerine itiraz etmeyerek şirketi zarara uğrattıklarını, davalıların haksız ve uygunsuz yönetimi sonucu temettü kaybının olduğunu ileri sürerek, şimdilik 272.700 YTL’nın temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı TMSF vekili, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, davanın fon aleyhine açılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, kamu kurumu niteliğinde olan TMSF’nun yasa ve Bakanlar kurulu kararına dayanarak tesis etmiş olduğu işlemlerden dolayı idari yargının görevli olduğu, bu nedenle TMSF hakkındaki davanın görev yönünden, diğer davalılar hakkındaki davanın ise atamayı yapan TMSF aleyhine açılması gerektiği, dolayısıyla pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Davalı TMSF yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin davalı TMSF aleyhindeki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin TMSF dışındaki diğer davalılar yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince: Davalı şirketin yönetim ve denetiminin TMSF tarafından devralındığı, ortakların temettü hariç tüm ortaklık haklarına da el konulduğu, buna göre davacının ortak sıfatıyla TTK hükümlerine dayanılarak dava açma hakkını haiz olmadığından, TMSF dışındaki davalılar yönünden davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerekirken pasif husumetten reddi doğru değil ise de, hakkındaki dava pasif husumetten reddedilen davalılar bakımından da sonucu itibariyle doğru olan kararın bu gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/670, K. 2010/7229, 22 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama