KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/6839 E., 2011/434 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
429 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17.03.2009 tarih ve 2008/132-2009/64 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi.... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...’in sahte döviz çekleri ile müvekkili bankadan toplam 337.000 USD çekerek müvekkili bankayı dolandırdığını, sahte çeklerle tahsil ettiği paranın 45.000 DM’sini baldızı olan davalı ... ...’a havale ettiğini ileri sürerek, 45.000 DM’nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ... vekili, müvekkilinin davalı ... ile davacı banka arasındaki ilişkiye tamamen yabancı olduğunu, olayla hiçbir ilgi ve irtibatının bulunmadığını, iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olup, kendisine gönderilen paranın ne şekilde elde edildiğini bilebilecek durumda olmadığını, eniştesi olan diğer davalıya önceden vermiş olduğu borç paranın kendisine ödenmesinin davacı bankayı zarara uğratıcı bir eylem olarak kabul edilmesinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davalı ...’in olayla bir ilgisinin ve sorumluluğunun bulunmadığını, olayla ilgili tüm cezai ve hukuki sorumluluğun kendisine ait olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... hakkında ceza mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği, Borçlar Kanunu’nun 53 ncü maddesi gereğince bu kararın bağlayıcı olduğu gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın kabulüne, diğer davalı ... ... hakkında ise herhangi bir mahkumiyet kararı olmadığı gibi bu davalının davalı ...’in sahtecilik eylemine katıldığına dair herhangi bir delilin de bulunmadığı, davalı ...’in sadece kendisine havale edilen parayı tahsil etmesinin kendisini sorumlu kılmayacağı sonucuna varılarak, davanın davalı ... ... yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmaması ile TMK’nun 990 ncı maddesinde zilyedin iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamayacağı düzenlenmiş olup, somut olayda davalı ...’in davalı ... tarafından davacı bankaya karşı işlenen sahtecilik eylemine katıldığı,
davaya konu paranın davacı bankadan kaçırılmak maksadıyla bu davalıya gönderildiği ve yapılan havale işleminin muvazaalı işlem niteliğinde bulunduğu hususlarında herhangi bir delilin elde edilememiş olması karşısında davalı ... ... hakkında verilen davanın reddine ilişkin kararın anılan Yasa hükmüne uygun bulunduğunun anlaşılmasına göre de davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/6839, K. 2011/434, 20 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama