KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/7274 E., 2011/327 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
466 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.03.2009 tarih ve 2008/263 - 2009/101 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin toplam hisselerinin yaklaşık %25'ine sahip olduklarını, 12.02.2008 tarihinde yapılan genel kurula verdikleri dilekçede özel denetçi tayinini istediklerini, usul ve yasaya uygun olan bu isteklerinin reddedildiğini, bilançoya itiraza uğrayan noktalarının geçerli şekilde açıklandığının kabulü için, yapılan itirazların herkesçe anlaşılabilir şekilde açıklığa kavuşturulmuş ve bütün duraksamaları gidermiş olmasının gerektiğini, genel kurulda çoğunluğun açıklamaları kendilerince yeterli görüp görüşmelere devam etmelerinin iyiniyete aykırı olduğunu,
belirtilen genel kuruldaki denetçi tayin taleplerinin herhangi bir açıklama yapılmaksızın oy çokluğu ile reddine karar verilmesinin yasa ve Yargıtay uygulamasına aykırı olduğunu ileri sürerek özel denetçi tayinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin aile şirketi olduğunu, bu nedenle davacıların şirketin tüm ilişkilerini ve işleyişini bildiklerini, davacıların kendi yetkilendirdikleri mali müşavirlik şirketi tarafından kayıtlar üzerinde detaylı bir incelemenin yapıldığını, herhangi bir usulsüzlük tespit edilmediğini, davacı tarafın iddialarının mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların esas sermayenin en az onda birine sahip olmaları nedeniyle azınlık haklarının bulunduğu, her ne kadar özel denetçi talep edebilmek için davacıların pay senetlerini bir bankaya depo etmeleri gerekmekte ise de, davalı tarafça pay senedinin bastırılarak ortaklara dağıtıldığının iddia edilmediği,
davacı vekilinin de davalı şirketin basılmış pay senedinin olmadığını beyan ettiği, bu durumda davalı şirketin pay senedi basmadığının kabulünün gerektiği, davacı tarafça mali müşavirlik şirketine yaptırılan inceleme sonucu alınan özel denetim raporunda işletme kasasının muhasebe içi envanter ile muhasebe dışı envanterlerinin birbiri ile uyumsuz olduğunun, işletme kasa hareketlerinin karşılığını teşkil eden kasa tahsil ve tediye makbuzları ile döviz bozdurma işlemlerine, mesnet teşkil eden döviz alım belgelerine ulaşılamadığının ve diğer bir takım uyumsuzlukların tespit edildiğinin belirtildiği,
TTK'nun 348. maddesi uyarınca denetçi atanması için iddiaların kesin bir şekilde kanıtlanmasının gerekmediği, bu yönde yeterli emarenin bulunmasının yeterli olduğu, değinilen raporun davacının iddiasını doğrulayan emare olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 2006 yılına ait 12.02.2008 tarihinde yapılan olağan genel kurulda tasdik edilen ve davalı şirket tarafından hazırlanan davalı bilançosunun tahkiki için yeminli mali müşavir Muammer Kocatepeli'nin TTK'nun 348. maddesi gereğince özel denetçi olarak tayinine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/7274, K. 2011/327, 18 Ocak 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama