KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/7964 E., 2011/1039 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
342 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/12/2006 tarih ve 2004/529-2006/667 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, kooperatife ortak olduğunda kendisine gösterilen evin bulunduğu arsa için talep edilen bedeli müvekkilinin ödediğini ve evi çıplak bina olarak teslim aldığını, müvekkilinin kura sonucu bu eve sahip olamadığını, davalı kooperatifin 30.06.2004 tarihinde yaptığı genel kurulda şerefiye bedeline ilişkin olarak alınan kararın iptalinin gerektiğini, şerefiye tespit komisyonunun sonradan kooperatife ortak olan üyeler için kurulduğunu, müvekkili gibi kooperatife kuruluş aşamasında ortak olan ve ödemelerini düzenli olarak yapan üyelerin korunmasının amaçlandığını,
yeni yönetim kurulunun keyfi bir uygulama ile haksız ve kanuna aykırı şerefiye bedelleri tespit ettiğini, iptali istenen kararın oy birliği ile alınmadığı halde tutanağa bu şekilde yazıldığını ileri sürerek anılan genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kooperatif yönetim kurulunun anasözleşmeden kaynaklanan yetkisini kullandığını, iptali istenen karara muhalif olan ortakların tutanağa geçirildiği, onlar dışında kalan kişilerden çekimser kalan olmadığı için tutanağa kararın oy birliği ile alındığının yazıldığını, alınan kararın kanuna, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı kooperatifin ortağı olduğu, kooperatifin 30.06.2004 tarihli genel kurul toplantısına davacının katıldığı, ancak kararlara muhalif kalarak keyfiyeti tutanağa geçirtmediği, bu nedenle Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi gereğince davacının dava açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine kara verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/7964, K. 2011/1039, 1 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama