KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/8254 E., 2011/1264 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
636 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.04.2009 tarih ve 2006/337-2009/100 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin daire parasının tamamını kooperatife ödemiş olan üye ...’den 27/12/2005 tarihli sözleşme ile daire alarak parasını ...'e ödediğini, ancak kooperatifçe 12.05.2006 tarihili yazıyla müvekkiline daire alım sözleşmesinin iptal edildiğinin ve müvekkilinin ödemiş olduğu paraların aidat olarak kabul edileceğinin bildirildiğini ileri sürerek, dairenin teslimini, mümkün olmadığı takdirde değerinin ödetilmesini; birleşen davada ise müvekkilinin önceki ortaktan anahtar teslimi daire satın aldığını, yönetim kurulunun müvekkilini aidat ödemediği için ortaklıktan ihraç ettiğini, ancak kararın 10 gün içinde noterliğe tevdi edilmediğinden usulsüz olduğunu ileri sürerek, ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, devreden ...’in ödemelerinin kayden yapıldığının ve gerçekte hesaplarda olmadığının tespit edildiğini, bu nedenle de ceza mahkemesinde yargılamanın sürdüğünü, 2005 yılı faaliyetlerinin ibra edilmediğini ve halen dava konusu olduğunu, 2005 yılındaki tüm satış işlemlerinin kabul edilmediği ve ortaklık ödemesi olarak kabul edildiği hususlarının davacıya ihtaren bildirildiğini, davacının daire satın alma işleminin geçerli olmadığını ve dairenin bedelinin kooperatife ödenmemiş olduğunu savunarak, davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, kooperatif yönetim kurulunun kendisine verilen yetki çerçevesinde 05.05.2006 tarihli kararında ...'e de D Blok 7 nolu dairenin isabet ettiği 07.06.2005 tarihli kısmi kuranın tüm ortakları kapsamaması, inşaata yeni başlanmış olması, genel kurul kararına dayanmaması,
açıkça 1163 Sayılı Kooperatif Kanunu'na aykırı olması nedeniyle geçersiz olduğunun tespitine, bu ortakların daireleri belirlenmeden ortaklık sıfatlarının devamına, daireleri belirlenmiş gibi yapılan satışların bağımsız bölümünün belirlenmemiş kooperatif hisse devri olarak kabulüne, hisse devri yapılan kişilerin ortaklıklarının devamına, 2005 yılı içerisinde yapmış oldukları satış bedeli ödemesinden kooperatif kayıtlarına giren kısmınödenmiş aidat olarak kabul edilmesine ve aidat ödenmesine karar verildiği, bu kararın iptal edildiği iddia ve ispat edilmediğinden geçerli olduğu,
bu nedenle davacıya yapılan satışın kooperatif hisse devri olarak kabul edilmesi, davacının kuraya tabi kooperatif ortağı olup ...'in devrettiği hisse için yaptığı ödemenin davacı aidatı olarak sayılması ve aidat borcundan sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleştirilen davada ise davacının iki ihtara rağmen aidat borcunu ödememesi nedeniyle ortaklıktan çıkarma yerinde olduğu gerekçesiyle ihraç kararının iptaline ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, kooperatif tarafından daire teslim edilmesi ya da bedelinin ödenmesi, birleşen dava ise kooperatif ortaklığından ihraca ilişkin kararın iptaline ilişkindir. Esas davadaki talepler birleştirilen davanın sonucuna bağlı olduğundan öncelikle birleşen davada verilen kararın yerinde olup olmadığının incelemesi yapılmalıdır.
Davacı, bedelinin tamamını ödemek suretiyle daire satın aldığı Aliyar’ın yaptığı ödemelerin gerçek olduğunu ileri sürdüğü halde, davalı kooperatif Aliyar’ın ödemelerinin bir bölümünün fiktif olduğunu ve bu eylemi nedeniyle ceza mahkemesinde yargılandığını savunmuştur. Davacının ödeme miktarı ve varsa bakiye borcu yönünden ceza davası sonucunun beklenmesi gerektiği düşünülebilir ise de, davacıya gönderilen ve Ağustos ayında tebliğ edilen 2. ihtarda 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27. maddesine aykırı olarak 1 ay yerine 30 günlük süre verilmiş olması karşısında ihraç kararı geçersiz olduğundan mahkemece ihraç kararının iptaline karar verilmek gerekirken yazılı olduğu gibi hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
2) Asıl dava ile ilgili temyiz itirazlarına gelince; Asıl davada davacı dairenin kendisine verilmesini, olmadığı takdirde bedelinin ödenmesini istediğinden, yönetim kurulunun kendisine tebliğ edilen kuranın iptaline ilişkin kararının bu talebi etkilemeyeceği de nazara alınarak mahkemece bedel bakımından ortak sıfatındaki davacıya verilebilecek bir daire bulunup bulunmadığının tespiti, bulunmadığı anlaşılması halinde Dairemizin emsal uygulamalarında belirtilen şekilde (2010/6208 E.-2010/7603 K) tazminat miktarı hesaplanarak buna hükmedilmek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamış, karar bu yön bakımından da bozulması icap etmiştir.
24.02.2011:N/Ç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8254, K. 2011/1264, 7 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama