KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/8257 E., 2011/1464 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
518 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.12.2008 tarih ve 2007/213-2008/380 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan kooperatifin ortaklarından olduğunu, kooperatifin beş ayrı parsel üzerine bağımsız bölümler ve ortak alanlar inşa ederek üyelerine teslim ettiğini, ferdi tapuların dağıtıldığını, C Blokta yer alan deponun başlangıçta kooperatif adına tescil edildiğini, ferdi münasebete geçilmesinden sonra ise tüm kooperatif üyeleri adına arsa payları oranında tescili gerektiğini, kooperatifin 06.03.2005 günlü genel kurulunda da bu yönde karar alındığını, buna rağmen kooperatif yönetiminin bu bağımsız bölümü önce ortak alana çevirdiğini,
kat irtifaki tesisi sırasında da deponun bulunduğu parselde hissesi olan ortaklar adına irtifak payları arttırılarak tescil edildiğini, bu şekilde ortak alan olmaktan çıkarıldığını, bu işlemin ana sözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürerek, deponun kooperatif genel kurul kararına uygun biçimde tüm kooperatif üyelerine ait bağımsız bölümleri içerecek şekilde methal tapu olarak tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan kooperatif vekili, davanın reddini istemiş, diğer davalılar davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı kooperatif genel kurulunda alınan kararın uyuşmazlık konusu olan yerin bir ortak alan haline getirilmesini amaçladığı, ancak, Kat Mülkiyeti Kanununun birden fazla parsel üzerinde kurulu toplu yapılar için kat mülkiyeti kurulmasına cevaz vermediği, bu durumda mevcut projede bağımsız bölüm olarak görünen bir yerin ortak alan haline dönüşmesi halinde, bu yer için önceden ayrılmış bulunan arsa payının bir şekilde diğer bağımsız bölüme dağıtılmasını mecbur kıldığı,
başka parseller üzerinde kurulu bağımsız bölüm sahiplerine arsa payı artışı sağlamanın fiilen ve hukuken imkansız olduğu, yapılacak işin beş ayrı parsel üzerinde kurulu tüm bağımsız bölümlerin bulunduğu kat irtifakı planının yeniden tesisinden ibaret olduğu, bu durumda diğer parsellerin de arsa payları yeniden düzenlenerek belki bir eşitlik sağlanabileceği, bunun da hukuken tercih edilmeyen ve fiilen oldukça güç bir yöntem olduğu, görünüşte 11. parsel üzerinde kurulu bağımsız bölüm sahipleri lehine bir arsa payı artışı var ise de, gerçekte özel bir anlam taşımadığı,
sadece karar alma sürecinde pay ve paydaş çoğunluğu arandığı hallerde istisnaen önemli olabiliceği, bunun dışında, ortak yönetim planı nazara alındığında 11. parseldeki depodan diğer parsellerin bağımsız bölüm sahiplerinin de bir ortak alan olarak yararlanabileceği, hukuki yararın dava şartı olduğu, görünüşte eşitsizliklerin giderilmesi anlamını taşısa bile gerçekte taraflara yarar sağlamayacak bir edimin ifasını dava etmenin hukuken korunmayacağı, bu davayı açmakta davacının hukuki yararı bulunmadığı,
kaldı ki yeni kat irtifakı tesisi sırasında olur vermekle işlemi kabul ettiği, sonradan bu davayı ikame etmesinin iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8257, K. 2011/1464, 10 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama