KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/8266 E., 2011/1502 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
690 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Doğanşehir Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.04.2009 tarih ve 2008/254 - 2009/44 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait kayısı bahçesinin don rizikolarını kapsar şekilde davalı tarafından sigorta örtüsüne alındığını, Nisan ayında meydana gelen don hadisesi sonrasında %45 oranında zarara uğradığını, sigorta tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, 45.000 YTL tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait kayısı bahçesinin Tarsim Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortaları Poliçesi ile sigortalandığını, müvekkilinin poliçe düzenlemesine aracılık ettiğini, prim tahsilini yaptığını, bunun dışındaki tüm işlemlerin Tarsim tarafından gerçekleştirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, 5363 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca davalının uyuşmazlık konusu sigorta poliçesinden kaynaklanan prim ve riski Tarsim’e devir ettiğinden sözleşmesel sorumluluğunun olmadığı, sorumluluğun bu kurumda bulunduğu, ıslah ile taraf değiştirilemeyeceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, Tarsim Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigorta Poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
21.06.2005 tarih ve 25852 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanarak yürürlüğe giren 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu ile üreticilerin bu kanunda belirtilen riskler nedeniyle uğrayacağı zararların tazmin edilmesi amacıyla tarım sigortaları uygulamasına geçilmiştir. Hangi risklerin teminat altına alınacağı anılan Kanun'un 12. maddesinde açıklanmıştır.
Tarım sigortaları, Devlet desteğini zorunlu kılan çok yüksek riskli sigortalar olduğundan, ülkemiz koşulları itibariyle serbest piyasa şartlarında yapılmaları şu an itibariyle mümkün bulunma- maktadır. Bu nedenle tarım sigortalarının yapılabilmesi için kanun koyucu özel bir yapıya ihtiyaç duymuş, ‘Tarım Sigortaları Havuzu’ kurumunu oluşturmuştur.
Bu yapının amacı 5363 sayılı Kanun'un 4. maddesinde etraflıca açıklanmış, devamı maddelerinde nasıl çalışacağı, görevleri ve hangi yetkilere sahip olacağı düzenlenmiştir. Kanun'un tamamı değerlendirildiğinde tarım sigortaları ile ilgili sistem, normal sigortalardan oldukça farklılıklar arz etmektedir. Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından sigorta ettirenlerden tahsil edilen primlerin tamamı Tarım Sigortaları Havuzu'na aktarılmaktadır.
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı pirimler bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘kamu alacağı’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır. Tarım sigortaları düzenlemesinin asıl amacı, üreticilerin zararların karşılamak, uzun vadeli gelir istikrarına kavuşmalarını temin etmek, ekonomik ve sosyal bakımından toplumsal katkılar sağlamaktır.
Bu yönüyle kamu düzenini ilgilendiren sigorta türü olduğunu söylemek mümkündür.
Tarım sigortalarının işleyişinde temel unsur Tarım Sigortaları Havuzudur. 5363 sayılı Kanunu’nun 9. maddesinde bu Havuzun işletilmesine ilişkin iş ve işlemlerin, Havuza katılan ... şirketlerinin eşit oranda pay sahibi olacağı anonim şirket statüsünde kurulacak şirket tarafından yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Aynı hükümde tazminat ödemeleri dahil olmak üzere şirketin görevleri sayılmıştır.
Anılan Kanun 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım sigorta sözleşmelerini kendi adlarına akdedecekleri, prim ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir. Bu Kanun çerçevesinde Havuzu işletmek üzere Tarım Sigortalı Havuz İşletmesi A.Ş. (TARSİM) kurulmuştur.
Somut olayda davacı bu havuzun ortağı olduğu anlaşılan davalı Ergo İsviçre A.Ş. ile kaysı bahçesini kapsayan ‘Ergo İsviçre Sigorta Tarsim Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortaları Poliçesi’ düzenlemiştir. Bu sigorta poliçesinden dolayı tazminat ödemek yükümlülüğü, mahkemenin de kabul ettiği üzere davaya fer’i müdahil olarak katılan Tarsim A.Ş’ye aittir. Yazılı gerekçe ile davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Ancak, dava dilekçesinde davalı ‘Ergo İsviçre Sigorta Devlet Destekli Ürün Sigortaları’ olarak gösterilmiştir. Dava dilekçesi içeriğinde de anılan poliçe dolayısıyla tazminat istendiği açıklanmıştır.
Bu durum karşısında, tarım sigortalarının niteliği, düzenlenen poliçe, dava dilekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi, usul ekonomisi ve davacının dava etmek istediği tüzel kişiliğin poliçeyi düzenleyen sigorta şirketinin da ortağı bulunduğu havuz işleteni Tarsim A.Ş olduğu dikkate alınıp, dava dilekçesinin bu tüzel kişiliğe tebliği ile işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8266, K. 2011/1502, 14 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama