KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/8478 E., 2011/2033 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
485 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.03.2009 tarih ve 2007/20-2009/60 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davalarda müvekkilinin dedesi ...’nin 1915 yılında Galata’da muhallebicilik ve süt ürünleri işi yapmaya başladığını, Soyadı Kanunu ile birlikte “Özsüt” soyadını alarak bu soyadını fiilen işletme adı olarak kullandığını, zaman içinde tüm ülkede yaygın tanınmışlığa ulaşan “ÖZSÜT” isim ve markasının müvekkiline geçmişten gelen bağlarla sıkı sıkıya bağlı olduğunu “HACI ...
KARAKÖY MUHALLEBİCİ KURULUŞ 1915” markasının tesciline karar verildiğini, “ÖZSÜT” ibareli başvuru hakkındaki tescil başvurusunun ise henüz sonuçlanmadığını, davalının “ÖZSÜT+şekil” ve “ÖZSÜT SEFER USTA 1938 YAŞAM İÇİN TATLI ŞEYLER+şekil” ibareli başvurularının müvekkilinin başvurusundan sonra yapıldığını, davalının başvurusuna karşı yaptıkları itirazın haksız olarak reddedildiğini, davalının başvurularının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, TPE YİDK’nun 25.05.2007 günlü 2007-M-1882 ve 2007-M-1846 sayılı kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Özsütden Gıda San. ve Tic..Ltd.Şti. vekili, 1994 yılında kurulan müvekkili şirketin unvanını şirket ortaklarından Urlular’ın tanınmış markası Özsüt’den alarak bu markayı 1938 yılından günümüze kadar taşıdığını, davacının “ÖZSÜT” ibaresinin marka olarak tescili için yaptığı başvurunun itirazları üzerine TPE tarafından reddedildiğini, davacının bu kararın iptali için açtığı davanın da redle sonuçlandığını, davacı markasının tanınmış marka olmadığını, müvekkilinin markasının değerinin arttığı bir dönemde davacı tarafından yapılan itirazın iyiniyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkili kurumca alınan kararların ve yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin “ÖZSÜT+şekil” ile “ÖZSÜT SEFER USTA 1938 YAŞAM İÇİN TATLI ŞEYLER+şekil” ibarelerini 29,30,32,35 ve 43. sınıflarda tescil için başvuruda bulunduğu, davacının marka başvurularına itirazına dayanak gösterdiği “ÖZSÜT” esas unsurlu marka ile davacı başvurularının benzer olmadığı gerekçesi ile itirazın reddedildiği, taraf markalarının 30. ve 43. sınıflar yönünden çakıştığı, davacı markalarında “ÖZSÜT” sözcüğünün tek başına esaslı unsur durumunda olmadığı,
davalı markalarının davacının itirazına dayanak yaptığı markalar ile 556 sayılı KHK’nun 7/1-b ve 8/1-b maddeleri uyarınca benzer olmadığı, halk tarafından karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığı, davalı şirketin marka başvuru tarihi dikkate alındığında 556 Sayılı KHK’nun 7/son maddesi uyarınca 30. ve 43. sınıflar yönünden ayırt edici nitelik kazandığı, iptali istenen YİDK kararlarında marka mevzuatına aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8478, K. 2011/2033, 1 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama