KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/8598 E., 2011/1430 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
423 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 02.12.2008 tarih ve 2008/10-2008/527 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili .....un Alpdoğan Kuyumculuk ve Teks....Ltd. Şti.’nin temsilcisi olduğunu, 27.09.2001 tarihinde gelen üç kişinin kimlik ve pasaportları ile yapılan karşılaştırma sonrası 13.942.500.000 TL’lik alış verişe davalı bankadan alınan POS makinesinin de onay verdiğini, ancak davalı bankanın kullanılan Kanada, Almanya ve Yunanistan bankalarına ait 3 adet sahte kartla sahte işlem yapıldığı gerekçesiyle müvekkilinin banka hesabındaki 10.596.902.100 TL’si üzerine bloke koyduğunu, müvekkilinin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiş olduğunu ileri sürerek, anılan meblağın 28.09.2001 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 2001 yılı içerisinde 26.131.500.000 TL’lik kredi kartı ile gerçekleştirdiği işlemin 13.942.500.000 TL’lik kısmının sahte kartlarla yapılmış olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, alınan bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın chargeback süresi içinde yurt dışındaki muhatap bankalara veya ilgili şahıslara herhangi bir ödemede bulunmadığı, parayı kendi bünyesinde bloke ettiği, dava sırasında 2 yıllık chargeback süresinin dolduğu, bu durumda usul ekonomisi gözetilerek davanın kabulüne ancak faizin işlem tarihinden 2 yıl sonra başlatılması gerektiği sonucuna varılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Mahkemece verilen karar davacı vekili tarafından katılım yolu ile temyiz edilmiş olup, temyiz dilekçesinin davacı vekiline 20.02.2009 tarihinde tebliğ edildiği, katılım yolu ile temyiz isteminin ise yasal süre geçtikten sonra 31.03.2009 tarihinde yapıldığı anlaşılmakla yasal süre geçirildikten sonra yapılan temyiz isteminin bu nedenle reddine karar verilmesinin gerektiği ve bu kararın 01.06.1990 gün ve ¾ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da verilmesinin mümkün bulunmasına göre davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/8598, K. 2011/1430, 10 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama