KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/10228 E., 2012/1790 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
333 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/03/2010 tarih ve 2008/298-2010/99 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 41. sınıfta hizmetler yönünden “Fonepsi” markasını tescil ettirdiğini, bu marka ile kurduğu Fonepsi Kekeme Eğitim Merkezi’nde eğitim ve öğretim hizmeti verdiğini, “Fonepsi” adı altında eğitici CD setleri piyasaya çıkardığını, davalının bu cd setinden satın aldığını ve işlettiği “Duyum işitme, konuşma ve ses bozuklukları rehabilitasyon merkezi” tabelasında müvekkilinin izni olmadan “Fonepsi Kekeme Eğitimi” ibaresini kullanarak müvekkilinin şubesi izlenimi verdiğini ileri sürerek, marka ihlalinin ve haksız rekabetin men’ini, şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, fonepsi ibaresinin kekemelik tedavisinde kullanılan bir metot olduğunu, davacın metotla ilgili bir tescilinin olmadığını, müvekkiline ait iş yeri tabelasında kullanılan metotlar arasında sayılarak yer aldığını, cd üzerinde tescille ilgili bilgi olmadığını, ibareyi tabelalarından kaldırdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacının 41. sınıfta hizmetler yönünden “Fonepsi” ibareli markası olduğu, bu ibarenin kekemeliğin düzeltilmesi eğitimde kullanılan bir tedavi yöntemi olduğu, davalının işyeri tabelasında diğer hizmetlerinin yanında bu ibareyi hizmet türü olarak gösterdiği, markasal kullanımdan söz edilemeyeceği, hizmeti alan bilinçli tüketicinin fonepsinin bir tedavi yöntemi olduğunu anlayacak kişiler olduğu, 556 sayılı KHK’nın 12. maddesindeki dürüst kullanıma uygun kullanıldığı, hukuka uygunluk sebebi nedeniyle marka ihlali olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/10228, K. 2012/1790, 13 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama