KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/1107 E., 2011/11004 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
588 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/07/2009 tarih ve 2007/815-2009/504 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında yapılan anlaşma ile müvekkilinin İtalya'dan ithal edeceği iş makinesi parçasının hava yolu ile Türkiye'ye taşınması işinin davalı tarafından üstlenildiğini, müvekkilinin 07.05.2007 tarihinde davalıya, müşterisinin acil ihtiyacı olan makine parçasını hava kargo yolu ile taşıması talimatını verdiğini, bu talimat üzerine herhangi bir gelişme görmeyen müvekkilinin davalıdan bilgi talep ettiğini, mal bedelinin henüz müvekkili tarafından İtalya'daki firmaya ödenmemiş olması sebebiyle malı teslim alamadıklarının ve malın ancak 15.05.2007 tarihinde Türkiye'de olacağının müvekkiline bildirildiğini,
müvekkili tarafından yapılan araştırmada malın davalı tarafından 08.05.2007 tarihinde ithalatçı firmadan alındığının ancak taşımanın karayolu ile gerçekleştirildiğinin, davalının gümrük taşıma belgelerinde yaptığı yanlışlıklar sonucu teslimin geciktiğinin tespit edildiğini, malın 11 gün geç teslim edildiğini, bu nedenle birer aylık periyotlarla kiralanabilen iş makinesinin bir ay kiraya verilemediğini, meydana gelen zararın müvekkili tarafından ödendiğini ileri sürerek, 26.568,88 TL'nin 13.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin taşıyan sıfatı ile davacıya, gönderinin şekli ve tarihi konusunda herhangi bir taahhütte bulunmadığını, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini ve gerekli özeni gösterdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, İtalya'dan İstanbul'a havayolu ile taşımayı üstlenen davalının, dava konusu emtiayı davacıya 11 gün gecikme ile teslim ettiği, emtianın geç teslim edilmesi nedeniyle davacının 8.700,49 TL talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 8.700,49 TL'nin 13.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, hava yolu ile taşınması üstlenilen eşyanın geç teslim edilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Varşova Konvansiyonu'nun 4 sayılı Montreal Protokolü ile değişik 19. maddesi hükmüne göre taşıyıcı, hava taşımasındaki yolcu, bagaj veya eşyanın gecikmesinden doğan zarardan sorumludur. Gecikme halinde taşıyıcının sorumlu olduğu miktarın nasıl belirleneceği ise, Varşova- Lahey Protokolünün 4 Sayılı Montreal Protokolü ile değişik 22. maddesinde düzenlenmiştir. Açıklanan Protokol hükümlerinde, doğrudan meydana gelen zarar veya dolaylı zarar ayırımı yapılmamıştır.
Bu nedenle anılan Konvansiyon' un 19. maddesi greğince gecikmeden kaynaklanan dolaylı zararların da taşıyıcıdan istenebileceği kabul edilmelidir.
Öte yandan, söz konusu Konvansiyon' da zararın hesaplanmasına dair bir kural öngörülmediğinden, taşıyıcı meydana gelen zararın tamamını konvansiyonda yer alan sınırlar ölçüsünde tazminle mükelleftir.(Kübra Yetiş Şamlı, Uluslararası Kara, Hava ve Deniz Yoluyla Eşya Taşımalarında Taşıyıcının/Taşıyanın Sınırlı Sorumluluktan Yararlanma Hakkının Kaybı, s.80)
Somut olayda, taşımanın hava yolu ile yapılması hususunda taraflar arasında anlaşma bulunduğu, taşımanın hava yolu ile gerçekleştiği, taşınan eşyanın davacıya geç teslim edildiği ve davacının bu nedenle zararının doğduğu sabittir. Uyuşmazlık davalının Varşova Konvansiyonu uyarınca sınırlı sorumlu olup olmadığı noktasındadır. Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, davalının sınırlı sorumluluğunu ortadan kaldıracak şartların oluştuğu ispat edilemediğine göre, davalının sorumlu olduğu miktarın Konvansiyon'un 22. maddesi uyarınca belirlenmesi gerekirken, mahkemece aksine değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/1107, K. 2011/11004, 27 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama