KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/12408 E., 2012/3890 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
399 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/10/2009 tarih ve 2008/121-2009/650 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının sahte kimlikle başvuran dava dışı kişi hakkında yeterli araştırma yapmadan çek karnesi verdiğini, müvekkilinin sattığı mal karşılığında aldığı çekin sahte olması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, 12.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın sahte belgeler ile kendisine başvuran kişi hakkında yeterli araştırma yapmadan çek karnesi verdiği, bu nedenle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankanın yeterli araştırma yapmadan dava dışı kişiye çek karnesi vermesi ve üçüncü kişi tarafından keşide edilen çekin karşılıksız kalması nedeniyle, banka aleyhine açılan tazminat davasıdır.
Tazminat davalarında, davacının zararının gerçekleşmesi gerekir. Bu durumda, bankadan zararın istenebilmesi için, davacının çeke dayalı bütün müracaat yollarını tüketmesi ve çek bedelinin tahsil edilemez hale gelmiş olması gerekmektedir. Davacının, hakkında dolandırıcılıktan dava açılan çekin gerçek keşidecisi hakkında çek bedelinin tahsili için tüm hukuki yolları tüketmeden bankadan çek bedelini tazminat olarak istemesi mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece, davalı banka hakkında açılan davanın henüz erken açılmış olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabul şekline göre de, mahkemece sahte belgeler ile başvuran kişiye çek karnesi verilmesinde davalı bankanın tam kusurlu olduğu ve davacının çeke ciro yolu ile hamil olduğu kabul edilerek müterafik kusurundan bahsedilemeyeceği kabul edilmiş ise de, gerek dava dilekçesinde davacı vekilinin beyanlarından ve gerekse dosya içindeki çek fotokopisinden, davacının çekin lehtarı olduğu ve doğrudan keşidecisinden çekin davacı tarafından alındığı anlaşılmakta olup, bu durumda, davacının da basiretli bir tacir gibi davranarak ticari ilişkiye girdiği kişileri seçmekte dikkatli davranması gerekirken,
bunu yapmaması davacının da zararın meydana gelmesinde müterafik kusurun bulunduğunu göstermektedir. Bu itibarla, davacıya müterafik kusur verilememesi de kabul şekli bakımından doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12408, K. 2012/3890, 15 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama