KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13810 E., 2012/18165 K.·Mahkemesi : İstanbul 4.FİKRÎ Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2012
Karar Metni
673 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.06.2010 tarih ve 2006/506-2010/134 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 09.11.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2004/26879 nolu marka tescilinin mevcut olduğunu, davalının iş yerinde yapılan aramada 27/01/2006 tarihinde 1.049 adet dijital akıllı kumanda cihazının ele geçirildiğini, ele geçirilen kumandalar üzerinde müvekkilinin markasının yer aldığını, kumanda cihazlarının kullanım kılavuzlarının müvekkilininkilerle aynı olduğunu, bu durumun müvekkilinin maddi ve manevi haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin durdurulmasına, maddi sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 20.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın 08/09/2005 tarihi itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından kullanılan markanın tescilli bir marka olduğunu, uzaktan kumanda cihazları üzerinde yapılan kullanımın ayırt edici niteliğinin bulunmadığını ve ürünün cinsinin özelliğini gösterdiğini, kumanda cihazlarının kılavuzlarının benzer olmasının işin doğası gereği olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı markası üzerinde yazılı olan ibarenin dijital uzaktan kumanda cihazları bakımından tanımlayıcı olup bu ibarenin dijital uyduların hepsinde kullanılabilen ibareler olduğu, bu nedenle davacının markasındaki bu kısmın davacıya herhangi bir koruma sağlamayacağı, davacının markasının ayırt edici unsurunun “İnter” ibaresi olup davaya konu cihazlardaki ibareden farklı olduğu, buna karşın davacının kumanda cihazlarındaki yeşil renkli, kapaklı ve dört sayfalık kullanım kılavuzlarının marka ve ürünün fotoğrafı dışında neredeyse birebir aynı olduğu,
bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ürün kullanım kılavuzları bakımından tarafların emtiaları arasında ciddi ölçüde karıştırılma ihtimalinin mevcut bulunduğu, bu durumun TTK 56 ve devamı maddeleri anlamında haksız rekabet teşkil ettiği, davacının maddi zararının belirlenmesi amacıyla alınan bilirkişi raporlarında, davalı tarafça ithal edilen 10.000 adet ürüne ilişkin faturanın miktar açısından esas alınmasının hakkaniyete uygun düşeceği, davalının toptancı olması sebebiyle perakende fiyatlar yerine toptan rakamların esas alınmasının gerektiği gerekçesiyle,
davanın kısmen kabulüyle davalı tarafından dağıtım ve pazarlaması yapılan uzaktan kumandaların kullanım kılavuzlarının davacı ürünlerinin kullanma kılavuzları ile haksız rekabet oluşturur nitelikte olması sebebiyle davalının haksız rekabetin durdurulmasına, tespitine, önlenmesine ve maddi durumun ortan kaldırılmasına, 1.049 adet televizyon kumandasının kullanım kılavuzlarına el konularak karar kesinleştikten sonra imhasına, 5.147 TL maddi ve 2.000 TL manevi tazminatın 27/01/2006 tarihine itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline diğer taleplerin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi, maddi sonuçlarının ortadan kaldırılması ve maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece davalı tarafça satışa sunulan kumanda cihazlarının kullanım kılavuzlarının davacınınki ile aynı olması nedeniyle TTK 56. vd. maddelerine dayalı haksız rekabet oluşturduğunun kabulü ile sonuca gidilmesine rağmen, tazminat hesabının tecavüz edildiği iddia edilen markayı taşıyan kumandaların satışı üzerinden davalının elde ettiği kâr esas alınarak yapılması doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece, haksız rekabet nedeniyle oluşan zararın salt taklit kılavuzların kullanılması nedeniyle davalının elde ettiği yarar gözetilerek belirlenmesi gerekirken, davalı tarafça satılan kumanda cihazları ile elde edilen toplam gelir üzerinden hesaplama yapılması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3–Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin diğer temyiz itirazının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13810, K. 2012/18165, 14 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama