KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/16152 E., 2012/6321 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
533 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kırıkhan Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.07.2010 tarih ve 2010/64 - 2010/496 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 24.02.2009 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu davalının işleteni olduğu ... plaka sayılı araç sürücüsünün tam kusuru ile meydana gelen trafik kazası neticesi yaralandığını ve yapılan tedaviye rağmen sakat kaldığını, davalı şirketin aynı zamanda araç sürücüsü işçinin işvereni olduğunu, davacının trafik kazası sebebiyle meydana gelen sakatlığı dolayısıyla manevi acılar çektiğini ileri sürerek, 125.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, maluliyet ve tedavi giderleri yönünden kazaya karışan aracın sigortalı olması sebebiyle davacının söz konusu sigorta poliçeleri dolayısıyla maddi tazminat talep edebileceğini, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, manevi tazminata hükmedilecek ise tazminat miktarının davacının zenginleşmesine sebep olacak miktarda takdir edilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalı şirkete ait araçta yolcu iken yaralandığı ve sakatlandığı, söz konusu trafik kazasının meydana gelişinde davalı şirkete ait aracın sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, davacının trafik kazası dolayısıyla uğradığı sakatlık nedeniyle manevi olarak elem ve ızdırap çektiği gerekçesiyle; davanın kabulüne, 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 24.02.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalının işleteni olduğu araçta yolcu olarak bulunan davacının yaşanan trafik kazasında yaralanması sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu
para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda, davalının işleteni olduğu araçta yolcuyken araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu belirlenen kazada davacının %40 oranında genel beden gücü kaybı oluşmuş, bu durumunun kalıcı olduğu bildirilmiş, mahkemece yazılı gerekçelerle davacı lehine 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Bu haliyle, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat, davacının olaydan etkileniş derecesine, olay tarihindeki paranın alım gücüne ve somut olayın özelliklerine uygun düşmemekte ve az olup, mahkemece, davacı lehine daha ılımlı ve adalete uygun, makul bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yukarıda açıklanan şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/16152, K. 2012/6321, 18 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama