KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/16573 E., 2012/6758 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2012
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
643 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/06/2010 tarih ve 2006/265-2010/130 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilince ve katılma yolu ile davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin babası merhum ...'nun “Halka ve Olaylara Tercüman” gazetesinde 20 yılı aşkın süre ile güreş tefrikaları yazdığını, davalıların bu tefrikaları iki yılı aşkın süredir müvekkillerinden izin almaksızın “eski bir pehlivan” imzasıyla “Dünden Bugüne Tercüman” gazetesinde yayınladığını, bu suretle müvekkillerinin eser üzerindeki maddi ve manevi haklarına tecavüz edildiğinin ileri sürerek tecavüzün ref ve men'ine ıslah edilen 61.740 TL maddi tazminatın ve 5000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacıların eser sahibi sıfatı taşımadıklarını ve dava konusu tefrikaların eser niteliğinde olmadığını, eser olduğu kabul edilse bile bunun sahibinin davacılar olduğunun belli olmadığını manevi zararın söz konusu olmadığını, davanın zaman aşımına uğradığını, manevi tazminatın fahiş olduğunu maddi tazminat talebinin belirsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre; dava konusu “PEHLİVAN TEFRİKALARI”nın FSEK 2. maddesi anlamında ilim ve edebiyat eseri olduğu, davacıların, veraset ilamına göre ...'nun yasal mirasçıları olup tefrikaların yazarının, BİR ESKİ PEHLİVAN müstear adını kullanan ... olduğu böylece davacıların talepte bulunmaya yetkili oldukları, ...'nun yazılarının tefrika olarak yayınlandığı gazete ile arasında bir hizmet ilişkisinin bulunmadığı, FSEK 18. maddesinin somut olayda uygulanamayacağı, ...'nun günlük tefrikaları için bir defalık yayın nedeniyle telif ücreti aldığı,
bu tefrikaların başkaları tarafından izinsiz olarak kullanılmasının davacıların iznini gerektirdiği, davalılarca, davacılardan izin alınmaksızın ve telif bedeli ödenmeksizin yapılan yayınlardan dolayı davacıların FSEK 22 ve 23. maddelerinde yazılı çoğaltma ve yayma mali haklarının ihlal edildiği, davalılarca yapılan yayında davacıların miras bırakanının adının belirtilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile tecavüzünün refine, muhtemel tekrarının menine, 20,580 TL maddi, 3,000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Karar davalılar vekilince ve katılma yolu ile de davacılar vekilince temyiz edilmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı tarafça uyuşmazlık konusu tefrikalar üzerindeki eser sahipliği hususunda niza çıkartıldığından 5846 Sayılı FSEK 16/3 ve 19.maddeleri uyarınca manevi tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıda (2) nolu bendin davalı vekilinin ise (3) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı taraf fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini istemiş ve bilirkişilerin davacı tarafın 5846 sayılı FSEK'nun 68. maddesi uyarınca rayiç bedelin 3 katı nispetinde tazminat isteyebileceği ve bu tutarında 61.740 TL olduğuna ilişkin mütaalaları üzerine davasını bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah ettiğini belirterek maddi tazminat talebini 60.740 TL arttırarak 61.740 TL üzerinden ıslah etmiştir.
Davacı açıkça rapora dayanarak maddi tazminat talebini 60,740 TL artırarak 61.740 TL'lik ıslah talebinde bulunduğuna ve ıslah talebinde bulunulan miktarın FSEK 68 uyarınca hesaplanan bir miktar olduğuna göre davacının 5846 sayılı FSEK'nun 68.maddesi uyarınca ıslah talebinde bulunduğunun kabulü gerekir.
Bu itibarla, mahkemece 5846 sayılı FSEK'nun 68. maddesi uyarınca bir ıslah talebinin varlığı kabul edilerek bu talebin yerinde olup olmadığı irdelenmek ve neticesine göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile bu husustaki talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre davalının tecavüzün ref ve men'i ile ilgili temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/16573, K. 2012/6758, 25 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama