KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/292 E., 2011/7799 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
631 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2009 tarih ve 2008/657-2009/2297 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı ... isimli kişi tarafından müvekkiline davalı bankalara ait toplam 4 adet çekin verildiğini, daha sonra söz konusu çeklerin karşılıksız çıktığını, çeki keşide eden kişinin gerçek isminin ... olmadığının anlaşıldığını, söz konusu kişinin sahte kimlikle çek karnelerini aldığını, davalı bankaların çek karnesi verirken üzerilerine düşen basiret ve özeni göstermediklerini, söz konusu çeklerin ödenmemesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek,
davalı Akbank’tan 3.720 TL asıl alacağın şimdilik 1.750 TL’sinin, keşide tarihinden itibaren çeklere işlemiş kademeli avans faizi toplamı olan 8.180 TL munzam zararın şimdilik 1.000 TL’sinin, davalı ...’ndan 1.180 TL asıl alacağın şimdilik 500 TL’sinin, 2.700 TL munzam zararın şimdilik 1.000 TL’sinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 11.02.2009 tarihli dilekçesi davasını ıslah ederek, davalı Akbank’tan 1.860 TL asıl alacağın, 4.090 TL munzam zararın, davalı ...’ndan 590 TL asıl alacağın, 1.350 TL munzam zararın tahsilini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin yasal yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Akbank vekili, müvekkili bankanın çek hesabı açarken gerekli araştırmayı yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı bankalar tarafından verilen çek karnesinde yer alan çeklerin keşide edilmesinden dolayı munzam zarara uğradığını ileri sürdüğü, munzam zarar hesabını avans faizinden hareketle belirlemiş ise de munzam zararın içerik itibariyle elde edilecek menfaatten yoksun kalma şeklinde ortaya çıkan zarar olduğu, bu zararın ihtilaf konusu olarak ileri sürüldüğü, bu kapsamda talep edilen miktarın sulh hukuk mahkemesinin görev sınırını aştığı, alacağın kısmen dava konusu yapıldığı hallerde görevli mahkemenin alacağın tamamı dikkate alınarak belirleneceği gerekçesiyle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, istek halinde dosyanın Ankara Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankaların basiretsiz ve özensiz davrandıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun ‘’vazife’’ başlıklı 1. maddesinde ’’mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev, dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise, görevli mahkemenin tespitinde, davanın açıldığı gündeki değer esas tutulmak üzere, aşağıdaki maddeler hükümleri uygulanır. Faiz, icra tazminatı ve giderler görevin tespitinde hesaba katılmaz’’ hükmü yer almakta; aynı Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasında “müddeabih para ise mahkemenin vazifesini tayinde miktarı esas ittihaz olunur’’ denilmektedir.
Dava olunan şeyin değeri esas alınarak görevli mahkemenin belirleneceği durumlarda, müddeabihin tespitinde hesaba katılmayacak unsurlar kanunda açıkça gösterilmiştir ve faiz de bunlar arasında sayılmıştır. Bu durumda temerrüt faizi, görevli mahkemenin belirlenmesinde nazara alınmaz.
Somut olayda, davacı taraf davalı bankaların çek karnesi verirken gerekli özeni göstermemeleri nedeniyle asıl alacak olarak toplam 4.900 TL, munzam zarar olarak toplam 10.880 TL zararının doğduğunu ileri sürerek, bu zararın kısmen tahsilini talep etmiş olup, mahkemece alacağın tamamı göz önüne alınarak görevsizlik kararı verilmiştir. Ancak, maddi olayların ve delillerin bildirilmesi taraflara, uyuşmazlığın hukuki tavsifi ise hakime düşen bir görevdir.
Her ne davacı taraf asıl alacak dışındaki talebini munzam zarar olarak nitelendirmiş ise de, gerek dava dilekçesinden gerekse 21.05.2008 tarihli replik dilekçesinden davacının aslında söz konusu çeklerin ibraz tarihi ile dava tarihi arasındaki birikmiş faizini talep ettiği anlaşılmaktadır.
O halde, bu miktarlar görevin tayininde dikkate alınamayacağından ve talep edilen asıl alacak miktarı itibariyle davaya bakmak görevi sulh hukuk mahkemesine ait olduğundan, mahkemece işin esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın görev yönünden reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/292, K. 2011/7799, 28 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama