KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3733 E., 2011/14524 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
345 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/12/2009 tarih ve 2009/251-2009/606 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı aleyhine Alman Federal Cumhuriyeti Essen Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açmış bulunduğu alacak davasının müvekkili lehine sonuçlandığını ileri sürerek söz konusu kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yabancı mahkeme kararının kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini, zira yabancı mahkeme iç hukuk usul kuralları gereğince avukat ile temsilin zorunlu olduğunu, bu hususun savunma hakkını kısıtlayıcı nitelik arzettiğini, bununla birlikte açılmış bulunan alacak daavasının iç hukukta mevcut ve emredici nitelik arzeden TTK 329 ve TTK 405/2 hükümlerini dolanmak maksadı ile açıldığını, aynı zamanda yabancı mahkeme kararının usulüne uygun tebliğ edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre TTK 329 ve 405/2 maddelerinin Türk hukuk düzeni bakımından emredici nitelikte olduğu, bu nedenle yabancı ilamın Türk kanun düzenine aykırı olduğu, aynı zamanda tenfizi istenen ilamın her iki devletin taraf olduğu Lahey Sözleşmesi uyarınca davalıya usulünce tebliğ edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca kesinleşmesinin gerekmesine, somut olayda ise tenfizi talep edilen kararın Lahey Sözleşmesi uyarınca yetkili makamlar aracılığıyla tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediğinden mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ayrıca yerinde bulunmayan diğer gerekçelerin de davanın reddine dayanak yapılması doğru değil ise de yukarıda da belirtildiği üzere usulünce kesinleştirilmiş bir karar bulunmadığından yerinde olan bu gerekçeye göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3733, K. 2011/14524, 26 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama