KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/3820 E., 2011/14981 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk) Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
397 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. (Şişli 3.Asliye Hukuk) Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 03.12.2009 tarih ve 2008/235 - 2009/317 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından nakliyat sigorta poliçesi düzenlenen emtianın davacının sigortalısı tarafından Almanya’dan İstanbul’a taşınması esnasında meydana gelen kazada malın hasarlandığını, zararın sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, 405,00 YTL'nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle talebini 17.499.56 TL’na yükseltmiştir.
Davalı vekili, CMR 32.maddeye göre davanın zamanaşımına uğradığını savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, davalının zamanaşımına ilişkin savunmasının bozma ilamında belirtildiği gibi yerinde olmadığı, hasardan davalının poliçe teminat limiti dahilinde sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 15.908,69 TL’nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, dava nakliyat sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece bozma ilamı öncesi verilen karar da davanın CMR 32. maddesine göre 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Dairemizin ilamında ise davalının 14.07.2000 ve öncesine ait yazılarında belirttiği taahhüdünün BK’nun 133. maddesi gereğince borç ikrarı niteliğinde olup olmadığı, zamanaşımını süresini kesip kesmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilip karar bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, anılan belgelerin BK’nun 133. maddesi gereğince zamanaşımını keseceği, bu durumda 29.06.2001 tarihi itibariyle açılan davanın süresinde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, davacı taraf 29.06.2001 tarihli dava dilekçesinde 405 TL’nın tahsilini istemiş, sonradan bozma öncesi 06.02.2003 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 17.499,56 TL’na yükseltmiş, davalı taraf da buna karşı zamanaşımı def’inde bulunmuştur.
Bu itibarla mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, ıslah edilen tutarla ilgili olarak davanın zamanaşımından reddine karar vermek gerekirken, bu miktardan dahi davalının sorumluluğuna karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/3820, K. 2011/14981, 14 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama