KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4733 E., 2011/16305 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk
Karar Metni
506 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/10/2009 tarih ve 2005/446-2009/299 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı TMSF vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ticaret yaptığı dönemde Sümerbank A.Ş.
Denizli Şubesi ile çalıştığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin müvekkilinden tahsil cirosu ile devir ve teslim alınan bonoların vade tarihlerinde borçlulardan tahsil edilerek, müvekkilinin hesabına işlenmesi, varsa borçlarına mahsup edilip kalan miktarın alacak olarak intikal ettirilmesi şeklinde olduğunu, bu kapsamda davalı bankaya vade tarihleri 1999-2000 yılları olan, toplam 7.004.240.000 TL ve 510 DM değerinde 299 adet bononun tahsil cirosu ile devir ve teslim edildiğini, 21.12.1999 tarihinde Sümerbank A.Ş.'nin BDDK/TMSF'ye intikal etmesi ile senetlerin vadelerinde tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğratıldığını,
senetlerin müvekkili tarafından geri istenmesine rağmen verilmediğini, senetlerin iadesi hususunda Denizli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2001/407 D.İş sayılı dosyası ile yapılan tespitten ve Denizli C.
Başsavcılığı'nın 2001/15277 Haz. sayılı dosyası ile başlatılan soruşturmadan müspet sonuç alınamadığını, halihazırda senetlerin tamamının davalı TMSF'de olduğunu, müvekkilinin senet toplamı kadar haksız olarak zarara uğratıldığını belirterek 299 adet senet bedeli olan toplam 7.004.240.000 TL'nin ve 510 Alman Markının tespit tarihi olan 03.10.2001 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TMSF vekili, davacının Sümerbank A.Ş.'ye olan kredi borcu nedeniyle icra takibine maruz kaldığı halde senetlerin varlığından bahsetmediğini ve bu yönde talepte bulunmadığını, senetlerin alındığı kabul edilse dahi bunların teminat olarak alındığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İhbar olunan vekili, davacının kredi borçlarının 18.02.2006 tarihinde TMSF ile yapılan kredi alacağı temlik sözleşmesi ile müvekkili şirkete devir ve temlik edildiğini, ancak dava konusu senelerden kaynaklanan bir tahsilat bulunup bulunmadığı hususunun Oyakbank nezdindeki kayıtlardan anlaşılabileceğini belirtmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davaya konu bonolardan 288 adedinin elde edildiği, geri kalan 11 senedin ve 500 DM alacağın varlığının davacı tarafça ispatlanamadığı, emanete alınan bonoların davacı tarafından Sümerbank A.Ş. Denizli Şubesi'ne rehin ve beyaz ciro yöntemi ile kullanılan krediye teminat olarak verilen bonolar olduğu, davacının davalıların kusuru ile zarara uğradığını ispatlayamadığı, davacının bonoların kendisine teslimi akabinde senet borçluları hakkında icra takibi ve alacak takibi yapması ve tahsilat yapamaması durumunda davalılar aleyhine dava açabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı TMSF vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, ihbar olunan RCT Varlık A.Ş. davada davalı sıfatını almamış olup, sadece ihbar olunan sıfatı bulunduğundan hüküm fıkrasındaki 3 nolu bendin vekalet ücretinin davalılara ödenmesine ilişkin bölümünün sadece davalı TMSF yararına vekalet ücretine hükmedildiği şeklinde anlaşılmasına göre davacı ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4733, K. 2011/16305, 2 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama