KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4770 E., 2011/16098 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
580 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/11/2009 tarih ve 2007/288-2009/733 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin interaktif bankacılık şifresinin tanımadığı üçüncü kişiler tarafından ele geçirilerek, davalı bankanın İzmit şubesinde bulunan hesabından 15.01.2007 tarihinde toplam (22.020) TL'nın başka hesaplara aktarıldığını, olayla ilgili olarak suç duyurusunda bulunduklarını, gerekli güvenlik önlemlerini almayan, gerekli özeni göstermeyen davalı bankanın zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, hesaptan çekilen (22.020) TL'nın bankaya yazılı olarak başvurulduğu 26.01.2007 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili bankanın internet bankacılığı hizmetinin uluslar arası alanda kabul edilen güvenlik standartlarında olduğunu, sistemin dünyada bilinen ve kullanılan en geniş güvenlik sistemi ile korunduğunu, davacıya kullanım esasları ve güvenliği ile ilgili gerekli uyarıların yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre, davacının şifre parolasını korumakla yükümlü olduğunu, aksi takdirde bankanın sorumlu olmayacağını kabul ettiğini, davacının haksız fiile dayanarak bu davayı açması durumunda da müvekkili bankanın kusurunu ve zararını ispat etmek zorunda olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen 2. bilirkişi kurulu rapor ve ek raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların bulundukları konum, yapılan havale işlemlerinin niteliği ve miktarı gözönüne alındığında, zararın oluşmasında; kişisel bankacılık bilgilerini gerektiği gibi koruyamayan davacının %30, internet bankacılığı sisteminde olayın gerçekleştiği tarihteki teknolojik imkanlara göre, almak zorunda olduğu güvenlik tedbirlerini tam olarak yerine getirmeyen davalı bankanın ise %70 oranında kusurlu oldukları, davacının %30 oranındaki müterafik kusurunun tenzili ile talep edebileceği tazminatın (15.960) TL olduğu gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı; taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
BK'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda, davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır. Tüm kusur davalı bankada olduğu halde yazılı gerekçelerle davacının kusurlu olarak kabul edilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4770, K. 2011/16098, 30 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama