KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/4836 E., 2011/15880 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
396 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/12/2009 tarih ve 2008/309-2009/849 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi.....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili hakkında icra takibi yaptığını, icra takibine konu senedin dava dışı ....’e teminat olarak verdiğini, senedin düzenlenme nedeninin malen olduğu, davalı şirketin muhasebe kayıtları incelendiğinde böyle bir borcun olmadığının tespit edileceğini ileri sürerek müvekkilinin borcu olmadığının tespiti ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın konusunu oluşturan senede ilişkin alacağın borç para ilişkisinden kaynaklandığını, teslim edilmiş mal olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, takibe konu senedin üzerinde malen kaydının yer aldığının icra dosyası kapsamından anlaşıldığını, kendi dayanağı olan senetteki sebepten ayrılarak elden para verildiği iddiasını ortaya atarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran davalının bu vakıayı ispat etmesi gerektiğini, borcun varlığını inkar eden davalının bedelin para olarak verildiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davanın icra takibine karşı 20.000 TL bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti %40 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, mahkemece davalı şirketin kötü niyetli takip yaptığından bahisle, davacı lehine tazminata hükmedilmiş ise de menfi tespit davasında, dava borçlu lehine sonuçlandığında borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, davacının talebi üzerine inkar tazminatına hükmedileceği İİK'nun 72/5. maddesinde hükme bağlanmıştır. Bu durumda davalı aleyhine, kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, yaptığı icra takibinin haksız olması yeterli olmayıp aynı zamanda bu icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının ispat edilmesi gerekir. Davacı borçlu tarafından davalının kötü niyetli olarak icra takibi yaptığı kanıtlanamamıştır.
Bu nedenle mahkemece, gerekçesi gösterilmeden kötü niyet tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/4836, K. 2011/15880, 25 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama