KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5898 E., 2011/16953 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
392 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/07/2009 tarih ve 2007/568-2009/476 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette %24 oranında hisse sahibi olduğunu, 2004, 2005 ve 2006 yıllarında şirketin kar payı dağıtımı yapmadığını, en son 06.06.2007 tarihli genel kurul 4. gündem maddesi ile müvekkilinin muhalefet şerhi bulunmasına rağmen kar payı dağıtımının reddedildiğini ileri sürerek, genel kurul 4. nolu gündem maddesinin iptalini, kar payının şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ortaklar arasında akdedilen 17.02.2001 tarihli protokol ile davacının borçları şirketçe ödendikten sonra kar payı dağıtımına geçileceğinin kararlaştırıldığını, henüz borçların tamamının ödenmediğini, şirket istikrarı için kar payı dağıtımının yapılmaması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, dağıtılmamasına karar verilen geçmiş dönem şirket karlarının toplam tutarı ile protokol uyarınca şirketçe üstlenilen davacıya ait borçların karşılaştırılmasında, şirket karının dağıtılmamasını haklı gösterecek nedenlerin olmadığı, kar payı dağıtım şekline şirket genel kurulunun karar vermesi gerektiği gerekçesiyle iptal davasının kabulüne, tahsil davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK 381. maddesi uyarınca açılan genel kurul kararının iptali davası olup, davacı genel kurulda alınan kar dağıtılmamasına ilişkin kararın iptalini talep ve dava etmiş, davalı ise, şirketin borçları nedeniyle karın dağıtılmadığını savunmuştur. Mahkemece, davalının borçlarının elde edilen kara göre cüz-i bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de mahkemece bu konuda rapor alınmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.
Zira, davanın devamı süresince mahkemece değerlendirilen borçların dışında, başkaca borçların bulunduğu savunulmuştur. Ayrıca, mahkemece davalı şirkete ait borçların vade tarihleri itibariyle ulaştığı miktara göz önüne alınmaksızın cüz-i bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Bu durumda mahkemece davalı şirketin kayıt ve defterleri de incelenmek suretiyle genel kurul tarihine kadar mevcut borçlarının ne olduğunun, şirketin mali portresine göre kar dağıtmamaya yönelik alınan kararın kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığının değerlendirilmesi suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5898, K. 2011/16953, 13 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama