KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6499 E., 2012/6425 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
657 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.10.2008 tarih ve 2008/31-2008/69 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17.04.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ..... ile davalı vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "ELRİNG" markası ile çeşitli tiplerle conta ürettiğini, davalının da aynı marka ile taklit ürünleri üretip sattığını ileri sürerek, davalının haksız rekabet ve müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturan fiillerinin tespit ve önlenmesini, (5000) TL. manevi tazminatın davalıdan tahsilini, hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket nezdinde ele geçirilen ürünlerin hiçbirinde davacının markasının yer almadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iştigal alanı da dikkate alındığında müşteri tarafından getirilen contanın aynısını üretmesinde marka hakkına tecavüz oluşturacak bir yönün bulunmadığı, davacının markasını kullanmadığı sürece teknik olarak aynısını imal etmesinin mümkün olduğu,davalının işyerinde yeni olmayan contaların bulunduruluş amacının da tecavüz unsurunun bulunmadığını gösterdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespit ve önlenmesi, manevi tazminatın tahsili ve hüküm özetinin ilanı istemlerine ilişkin olup, mahkemece davalının davacıya ait contaların teknik olarak aynısını üretmesinde, davacının markasını kullanmadığı sürece bir hukuka aykırılığın olmadığı, davalıya ait işyerinde sadece müşterileri tarafından getirilen numunelerin bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, dosyaya sunulan 26.11.2007 tarihli el koyma ve yeddi emin tutanağında, davalıya ait işyerinde bulunan ürünlerin “Elring kutulu” olduğu ve bunlardan 3 adet takım çantasının numune olarak alındığı, 36 adedinin ise işyerinde yeddi emin olarak bırakıldığı bildirilmiş, alınan numunelere ait emanet eşya makbuzunda da, bu contaların “Elringklinger AG. markalı olduğu” belirtilmiştir.
Yine mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da davalının işyerinde yapılan aramalar sonucunda tamamı “Elring” markalı Fiat, Man ve Mercedes markalı araçlar için hazırlanan contaların bulunduğu, bunlardan takım çantalarının numune amacıyla elde tutulduğu kabul edilebilir ise de, 36 adet Man markalı araçlar için hazırlanan silindir kapak contasının ele geçirilmesinin, bu ürünlerin numune olmadığını gösterdiği, ürünlerin hurda niteliğinde olmayıp ticarete konu edilebilecek durumda bulunduğu, ürünlerin tamamının orijinal ürünlerin birer kopyası olduğu,
hatta hologramlarının dahi taklit edilmek suretiyle ürünlere orijinal intibaı verilmeye çalışıldığı bildirilmiştir.
556 sayılı KHK.’nin 61/1-c maddesi uyarınca markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya ticari amaçlarla elde bulundurmak, marka hakkına tecavüz sayılmış, TTK.’nun 56 ve 57/5. maddelerinde de başkasının markası ile iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak fiilleri, hüsnüniyet kurallarına aykırı hareket ve dolayısıyla da haksız rekabet kabul edilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, davalının bir conta üreticisi olduğu ve işyerindeki malların davacının markasını taşıyan taklit ürünler olduğunu bilmemesinin mümkün bulunmadığı da gözetildiğinde, davalının fiilinin davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturacağı kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, maddi gerçekliğe ve oluşa uygun bulunmayan gerekçeyle, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Yine mahkemece davalı tarafa HUMK.’nun 355 vd. maddelerine dayalı olarak re’sen yemin teklif edilmiş ve davalı temsilcisi de işyerinde bulunan contaların tamamının numune olduğu ve ticari hayata sunulmadığı ve Elring markalı conta veya ambalaj üretmediği konusunda yemin etmiştir. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere davacı, sunulan delillerle iddiasını kanıtlamıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, icapsız yemine dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6499, K. 2012/6425, 19 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama