KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/8491 E., 2012/920 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Vekili
- AV. ...
- Vekili
- AV. ...
Karar Metni
458 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/03/2010 tarih ve 2009/80-2010/71 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 75.000,00-TL bedel karşılığı Çıpa Gıda Turizm ve Sanayi Ltd.
Şti.'nin % 20 hissesinin satışı hususunda anlaşma yapıldığını, tarafların imzalarını içeren 01.09.2008 günlü tutanağa göre, müvekkili tarafından davalıya 10.000 TL kapora verilmesinin, bakiye bedelin ise müvekkilinin ortağı olacağı şirketi tanıma süresinin son günü olan 15.09.2008 tarihinde davalıya ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin hissesini satın alacağı şirket ile ilgili yanlış bilgilendirildiğini fark etmesi üzerine ortak olmaktan 08.09.2008 tarihinde vazgeçerek davalıya bildirdiğini ve bu durumun taraflar arasında imzalanan 01.09.2008 günlü tutanak altına şerh edilerek taraflarca imzalanmak suretiyle teyit edildiğini,
davalı tarafın akdin bozulması halinde iade yükümlülüğü bulunduğunu bilmesine rağmen iade yükümlülüğünü yerine getirmekten imtina ettiğini, alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yoluna başvurulduğunu ancak davalının takibe haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürülerek davalının vaki itirazının iptaline, takibin devamına, %40 oranından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında % 20 hisse devri konusunda bir ön anlaşmanın mevcut olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının verdiği 10.000 TL bedelin iade koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında doğduğunu, 10.000 TL'nin niteliğinin pey akçesi değil cayma akçesi olduğunu, cayma tazminatı olarak müvekkiline verilen paranın iadesinin istenemeyeceğini, davacının caydığını dahi bildirmeden cayma akçesi olarak verdiği bedelin iadesi için icra takibi yapmasının hukuki olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı karşısında, Borçlar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca olaya doğrudan doğruya temsil hükümlerinin uygulanması gerektiği, sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerin akdin taraflarını bağlayacağı ve bu nedenle temsilci sıfatı ile hareket eden davalı aleyhine dava açılamayacağı yani davalının bu davada pasif husumet ehliyetini haiz olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
..../....
-2-
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Ancak, davalı aleyhine açılan dava ret edildiği halde davalı tarafından yapılan ve yargılama gideri kapsamında olan giderlerin davacıdan tahsiline karar verilmemesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
31/01/2012-S/E
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/8491, K. 2012/920, 27 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama