KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/8546 E., 2012/974 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Vekili
- Av. ...
- Vekili
- Av. ...
Karar Metni
330 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Zonguldak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/06/2009 tarih ve 2008/282-2009/211 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin ortağı ve yetkilisi olan Şenol Şanal, davalı bankadan kullandığı konut kredisi taksitlerini ödediği halde gerçeğe aykırı olarak aleyhine yasal takip başlatıldığının ilan edildiğini, davacı şirketin de Merkez Bankasına yasal takipli olarak bildirildiğini, davacının bütün müracaatlarına rağmen durumun düzeltilmediğini, müvekkilinin bütün bankalar nezdinde itibar kaybedip ticari anlamda telafisi imkansız zararlara uğradığını ileri sürerek, 50.000 TL manevi tazminatın 21.08.2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunmuş, davacının kullandığı küçük işletmeler kredisini ödemeyip temerrüde düşmesi üzerine tüm kredilerinin tasfiye edilerek alacaklar hesabına intikal ettirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mankemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirket ortağı Şenol Şanal'ın Kredi Kayıt Bürosu kayıtlarında yasal takipli olduğundan kredi verilmediği, bankanın bunda herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekli temyiz etmiştir.
Dava, Merkez Bankasına haksız bildirim yapıldığı iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı bildirime konu borcun kendilerine ait olmadığını ileri sürmüş, davalı taraf ise, davalı şirketin ödenmeyen kredi borcu bulunduğunu savunmuştur. Bu durumda uyuşmazlığın halli, bildirimin hangi krediyle ilgili olduğu ve gerçekten de bildirim yapılan kredinin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Bu itibarla, mahkemece yukarıda açıklanan hususlarda inceleme yapılıp, davalıdan davacının ödemediği kredilerin hangi krediler olduğu ve buna ilişkin belgelerin ibrazı istenerek, buna göre uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
06/03/2012 HŞ
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/8546, K. 2012/974, 30 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama