KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/921 E., 2011/11001 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
510 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.09.2009 tarih ve 2008/202 - 2009/624 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 06.03.2007 tarihinde franchising sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmeye istinaden müvekkili tarafından davalının hesabına 7.000 TL gönderildiğini, müvekkilinin tüm çabalarına rağmen sözleşme şartlarının davalı tarafından yerine getirilmediğini, müvekkilinin davalıya ulaşamadığını, davalının adresini değiştirmesine rağmen müvekkiline bilgi vermediğini ileri sürerek, 7.000 TL'nın ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dava konusu sözleşmenin tarafı olmaması nedeniyle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının sözleşme gereğince ödemesi gereken 15.000 USD'yi ödemediğini, sebepsiz zenginleşme koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu sözleşmenin yapılmasına ilişkin görüşmelerin dava dışı... ile yapıldığı, sözleşme metninde ve eklerinde açık bir yetki olmamasına rağmen davalının BK'nun 32/2. maddesi hükmü uyarınca temsilci sıfatıyla gerçek kişi tacir olan dava dışı...'yi temsil ettiği, ayrıca davalının mahkeme huzurundaki beyanlarının temsilci sıfatının davalıda olduğuna ilişkin icazet olarak yorumlanmasının zorunlu olduğu,
her ne kadar davalının yetkili vekil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı savunulmuş ise de franchisee özelliği ve sözleşmenin geçerlilik koşulları dikkate alındığında, ortada yasaya uygun biçimde akdedilmiş bir franchısıng sözleşmesinden söz edilemeyeceği, davacının ödediği bedeli sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak isteyebileceği, davalının pasif husumet itirazının yerinde olmadığı,
dava dışı Havva Akpeçe'nin çekmiş olduğu ihtarla akde icazet verdiği düşünülebilirse de bu icazetin şekil koşulları itibariyle franchısıng sözleşmesinin geçerliliğine etki etmeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 7.000 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, franchising sözleşmesine dayalı olarak ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir. Franchising sözleşmeleri, Borçlar Kanunu hükümlerine tabi özel hukuk sözleşmeleri niteliğinde olup, aksi öngörülmedikçe şekil serbestisi ilkesi gereğince herhangi bir şekle bağlı olmaksızın kurulabilirler.
Her ne kadar somut olayda mahkemece, davaya konu franchising sözleşmesinin yasaya uygun biçimde kurulmuş geçerli bir sözleşme olmadığı gerekçesiyle sonuca varılmış ise de, yukarıda açıklanan nedenle franchising sözleşmesinin özel bir şekle tabi olmadığı düşünüldüğünde, mahkeme gerekçesinin doğru değerlendirmeye dayalı olduğu söylenemez.
Bu itibarla, mahkemece de kabul edildiği üzere, davacı ile dava dışı... arasında düzenlenen ve geçerli bulunan franchising sözleşmesi davalı tarafından temsilci sıfatıyla imzalandığına göre, bu sözleşmenin ihlali iddiasına dayalı olarak açılan davada, davalının şahsen bir sorumluluğunun bulunmadığı gözetilerek, davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamış hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/921, K. 2011/11001, 27 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama