KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/10590 E., 2012/17440 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
471 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/07/2010 tarih ve 2008/891-2010/530 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müevkkili ile davalı şirket arasında sigorta acenteliği sözleşmesi yapıldığını, davalı gerçek kişilerin ise acentelik sözleşmesinin eki niteliğinde olan garanti sözleşmesini garantör sıfatıyla imzaladıklarını, buna göre garanti edenlerin acente şirketin acentelik sözleşmesi uyarınca yüklendiği edimleri yerine getirmemesi sonucu müvekkili lehine doğmuş ve doğacak tüm zararları ve ferilerini ödemeyi kabul ettiklerini, garanti sözleşmesinin 5. maddesi ile garanti edenlerin davalı şirket ortağı olmaları nedeniyle şirket işlemlerine vakıf olduklarını beyan ettiklerini,
davalı şirketin acenteliğinin 12.09.2007 tarihinde feshedildiğini, sözleşme uyarınca davalı şirketten olan alacaklarının ödenmesi için, öncelikle davalı şirkete, borcun ödememesi üzerine garanti eden davalı gerçek kişilere ihtarname gönderildiğini,davalıların borcu ödemediklerini, alacağın tahsili amacıyla davalı borçlular aleyhine başlatılan icra takibine itiraz ettiklerini ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 40 oranındaki icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili şirketin acentelik sözleşmesinden kaynaklanan bazı edimlerini, ekonomik krizden dolayı işlerinin aksaması sebebiyle yerine getiremediğini, davalı gerçek kişi müvekkillerinin ise şirket ortağı olmaları nedeniyle şirket borçlarını garanti ettiklerini, garanti sözleşmesinin BK 19, 20 ve 110. maddeleri gereğince, garanti edilen borcun miktarının belli olmaması ve garanti sınırının bilinememesi sebebiyle geçersiz olduğunu, müvekkillerinin sorumluluklarının doğmadığını, asıl borçlunun müvekkil şirket olduğunu savunarak, davanın reddine ve % 40 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, garanti sözleşmesi ile acentenin davacıya karşı doğmuş ve doğacak tüm borçlarının garanti edildiği, garanti sözleşmesinbin geçerli olması için garanti edilen miktarın açıkça gösterilmesine gerek bulunmadığı, kaldı ki sözleşmenin 5. maddesine göre ,garanti edenlerin lehine garanti verdikleri şirketin ortağı olmaları nedeniyle garanti ettikleri borcun miktar ve mahiyetini bildikleri, garanti sözleşmesinin geçersizliğinin ileri sürülmesinin M.K 2. maddesine aykırılık teşkil edeceği, bu itibarla garanti edenlerin davalı şirketin borcundan sorumlu oldukları, acentelik sözleşmesinin 40. maddesine göre HUMK.
287/2.maddesi anlamında münhasır delil sözleşmesi mevcut olup, davacının ticari defterlerinin uyuşmazlıkların çözümünde delil olacağının kabul edildiği, yapılan ve hükme esas alınan bilirkişi incelemesine göre, icra takip tarihi itibari ile davacının davalı acente şirketinden 157.279,44 TL alacak talebinin haklı olduğu sonucuna varıldığı,alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne ve davacı lehine alacağın %40 oranında icra -inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/10590, K. 2012/17440, 5 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama