KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/1292 E., 2012/7899 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
540 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/07/2010 tarih ve 2010/35-2010/162 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilin "Eriş" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, 1974 yılından bu yana faaliyette bulunan müvekkilinin ticaret ünvanı ve markasal olarak uzun süre kullanımla Eriş ibaresine ayırt edicilik ve tanınmışlık kazandırdığını, buna rağmen davalı şirketin kötüniyetli biçimde müvekkili markaları ile iltibasa sebebiyet verecek, onun tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterine zarar verecek ve öncelikli haklarını çiğneyecek biçimde ERİŞ+şekil ibareli,
29 ve 30. sınıf ürünleri içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu,başvurunun reddedilmesi istemiyle yapılan itirazın önce Markalar Dairesi ve nihaî olarak ta YİDK tarafından 2010/M-6168 sayılı kararla reddedildiğini ileri sürerek, hukuka aykırı kurum kararının iptalini, davalı adına tescil olunan markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili,başvuru ile davacı markaları benzer olmakla birlikte kapsamlarında yer alan ürünlerin farklı olduğunu, aynı tür malların Markalar Dairesi tarafından başvurudan çıkartıldığını,kalan mallar yönünden iltibas doğmayacağını, kaldı ki başvurudaki malları aynen içerecek biçimde davalı şirketin 1990/122334, 1995/159070, 1998/191141 ve 2004/2115 sayılı ERİŞ ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, bu markalarla ilgili müktesep hakkı bulunan davalının başvurusunun iltibas, kötüniyet ve tanınmışlık ile ticaret ünvanına tecavüz vakıalarına dayanarak reddedilmesinin mümkün bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin geçmişinin 106 yıl öncesine dayandığını, 1963 yılında Eriş Ticarethanesi işletme adıyla tahin helvası, şekerleme ve benzeri ürünlerin imalat ve satışına başladıklarını, 1966 yılında Süleymanoğulları Mehmet ve Uğur Bayar Kardeşler Eriş Kollektif Şirketi ünvanıyla tüzel kişilik faaliyeti çerçevesinde ticarete devam ettiğini,arada yapılan tadillerle niahi olarak mevcut ticaret ünvanının alındığını, müvekkilinin daha önceden Eriş, Erişler, Eriş + Helkrem ibareli markalarının bulunduğunu, ISO 9001, 2000 ve HACCP ile TSE belgelerine sahip olduğunu,
ürünlerinin tanıtımı için birçok yerli ve yabancı fuara katıldığını ve reklâm faaliyetlerine giriştiğini, ciddî bir ciroya sahip olduğunu, www.erishelva.com.tr alan adını taşıyan web sayfasında ürünlerini tanıtıp pazarladığını, Eriş ibaresinin kullanım önceliğinin müvekkiline ait bulunduğunu, müvekkilinin ticaret ünvanı ve marka tescillerinin, davacı şirketin tescillerinden daha önce olduğunu, markalar arasında iltibas doğması ihtimalinin mümkün olmadığını savunmuştur.
Mahkemece; iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin ve seleflerinin ERİŞ ibaresini davacı şirketten daha önceki tarihlerde ticaret ünvanı ve marka olarak kullanmaya başladığı, başvurunun önceki tarihli davalı markalarının devamı niteliğinde olduğu, başvuru ile davacı markaları benzer ise de kapsamlarındaki mal ve hizmetler farklı olduğundan iltibas ihtimali bulunmadığı, davalının başvuru konu mal ve hizmetlerdeki önceki markaları nedeniyle başvurunun kötüniyetle yapıldığının kabuledilemeyeceği, aynı nedenle başvurunun davacı markalarının tanınmışlığından ve belli bilinirliğe ulaşmış olmasından faydalanmayacağı gibi davacı markalarının bu niteliğini de zedelemeyeceği gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/1292, K. 2012/7899, 16 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama