KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/15757 E., 2013/16960 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
632 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30/11/2010 tarih ve 2010/603-2010/671 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı ...Ş. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 13/09/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... Bas Erbaş ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki temyiz ve karar düzeltme dilekçeleri, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ...Ş. nezdinde yatırım hesabı bulunduğunu, bu hesapta bulunan parasından 55.900,00 TL'lık kısmın müvekkili dışında üçüncü bir kişinin internet, telefon ve faks talimatı üzerine diğer davalı ... adına EFT yapıldığını ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faizyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...Ş. vekili, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, diğer davalı davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 08.04.2010 tarihli ilamı ile davacının, internet şifresini üçüncü kişilere verdiğinin isptlanamadığının nazara alınarak karar verilmesi gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyan mahkemece de aynı gerekçeyle davalı şirketin zararın tamamından sorumlu olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı şirket vekili, Dairemizin 08.04.2010 tarihli ilamının usulünce tebliğ edilmediğini, bu nedenle bozma ilamının kesinleşmediğini ileri sürerek bu ilama karşı karar düzeltilmesi talebinde bulunmuş, ayrıca bozma ilamına uyularak verilen kararı da temyiz etmiştir.
1- Davalı şirket vekili, mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemizin 08.04.2010 tarihli ilamının kendilerine usulünce tebliğ edilmediğini, bozma ilamının 20.10.2011 tarihinde haricen öğrenildiğini, dolayısıyla bu tarihin tebliğ tarihi olarak kabulünün gerektiğini belirterek anılan bozma ilamına karşı karar düzeltilmesi talebinde bulunmuştur.
Dairemizin 08.04.2010 tarihli kararı, davalı şirket vekili olan avukat Mehmet Erkal Bekiroğlu'na 05.07.2010 tarihinde usulünce tebliğ edilmiş olup anılan avukat mahkemeye sunduğu 07.07.2010 havale tarihli dilekçesinde, davalı şirket vekilliğinden istifa ettiğini bildirmiş, bunun üzerine mahkemece karar, davalı asile 29.07.2010 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Zaman itibariyle somut olaya uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK'nun 68. maddesi uyarınca bir vekilin istifası mahkemeye bildirilmedikçe mahkeme hakkında hüküm ifade etmez. Diğer bir deyişle, vekilin istifası mahkemeye ulaşıncaya kadar mahkeme istifa etmiş olan vekile karşı usul işlemlerini yapmaya devam eder.
(Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C:II, 2001, sh:1311 vd.) Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davalı şirket vekili avukat Mehmet Erkal Bekiroğlu'nun henüz istifası mahkemeye bildirilmeden kendisine Dairemiz ilamı tebliğ edildiğinden, yapılan tebligat usulüne uygun olup karar düzeltme süresi de bu tarihten itibaren başlamıştır. Anılan vekilin daha sonra istifasını mahkemeye bildirmiş olması başlayan sürenin durması sonucunu doğurmamaktadır.
O halde, Dairemizin 08.04.2010 tarihli ilamı davalı şirket vekiline usulünce 05.07.2010 tarihinde tebliğ edildiğinden ve davalı şirket vekilince 15 günlük karar düzeltme süresi geçirildikten sonra, 31.10.2011 günü karar düzeltme isteminde bulunulduğundan davalı şirket vekilinin karar düzeltme istemli dilekçesinin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sonrasında kurulan mahkeme hükmü, vekille temsil edilmesine rağmen davalı şirketin kendisine tebliğ edilmiştir. Oysa 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerekmekte olup, asile yapılan tebligat geçersizdir. Ancak, aynı Kanun'un 32. maddesine göre tebligat geçersiz bile olsa muhatabı tebliğe muttali olmuşsa tebligat geçerli sayılacağından ve muhatabın bildirdiği tarihte tebligat tarihi olarak kabul edileceğinden davalı şirket vekilinin temyizinin süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı şirket vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/15757, K. 2013/16960, 27 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama