KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/3455 E., 2012/9794 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
656 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/12/2010 tarih ve 2008/238-2010/814 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,taraflar arasında 2003 yılında imzalanan acentelik sözleşmesinin davalı şirketin tahsil ettiği primleri davacıya intikal ettirmemesi üzerine 2005 yılında feshedildiğini, diğer davalının da sözleşmenin kefili olduğunu, 280.742,07 TL prim alacağının ödenmesi amacıyla davalı borçlulara ihtarnemi gönderildiğini, bu kapsamda 8.595,68 TL'nin tahsil edildiğini, bakiye alacağın tahsili için yapılan takibin davalıların haksız ve kötüniyetli itirazları nedeniyle durduğunu ileri sürerek,
davalıların takibe vaki itirazlarının 272.146,39 TL alacak yönünden iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davasını alacak davası olarak ıslahla 272.146,39 TL'nin ilk davanın açıldığı 13.03.2008 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini, davacının ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle takip konusu ettiği 60.000 TL'lik kısmı tenzil etmeksizin mükerrer takip yaptığını, öte yandan kefil olan davalı ...'e ihtarname tebliğ olunmadan hakkında takip başlatıldığını, davacının takibe konu ettiği alacağın davalı tarafından gerçekleştirilen poliçelerin tüm prim bedelleri olup, bunun yükümlüsünün davalı değil sigortalılar olduğunu, alacak yargılamayı gerektirmekle icra inkar tazminatı istenemeyeceğini, mahsup edilmeden takibe konulan miktar üzerinden kötüniyet tazminatı talep ettiklerini savunmuştur.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının dava tarihi itibariyle alacağının 283.879,79 TL olup bu alacağın 272.146,39 TL’sinin talep edildiği, ancak dava tarihinden sonra 17.000 TL ödendiğinin ıslah dilekçesinde kabul edildiği, buna göre davacının alacağının 255.146,39.TL olduğu, davalı kefilin bu alacağın 15.000 TL'sinden sorumluluğunun bulunduğu,
davanın alacak davası olarak ıslahıyla davalı kefile ihtar çekilmesi zorunluluğunun ortadan kalktığı, ıslahla faiz başlangıcını dava tarihine çekilmiş olması nedeniyle davalıların temerrüdünün dava tarihinden itibaren başladığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı ...'nın 15.000,00 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla 255.146,39 TL'nin 13.03.2008 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı acente tarafından acentelik dönemi içerisinde düzenlenen poliçeler nedeniyle davalı tarafından tahsil edilip davacıya ödenmeyen primlerin tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında prim tahsil yetkisini de içeren Acentelik Sözleşmesinin 30.01.2003 tarihinde düzenlendiği ve 26.12.2005 tarihinde fesholunduğu uyuşmazlık konusu olmayıp, davacı taraf 30.01.2003-26.12.2005 tarihleri arasında davalı acente tarafından primleri tahsil edilen ancak davacı şirkete intikal ettirilmeyen alacağın tahsilini talep etmiş,davalılar vekili ise davalıların sorumluluğunun tahsil olunan prim bedelleri ile sınırlı olup sigortalılar tarafından ödenmeyen prim borçlarından dolayı sorumluluklarının bulunmadığını, davacının ödenmeyen prim bedellerini talep ettiğini savunmuş, mahkemece bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, Dairemiz'in 2005/13826 E-2007/623 K sayılı kararında da belirtildiği üzere, acentenin borcu, tahsil ettiği pirimleri sigortacıya ödemekten ibaret olup, acentenin sigortacıya karşı sigortalıların poliçe primlerini ödememelerinden kaynaklanan bir borcu doğmaz.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı acentenin hangi poliçeler nedeniyle yaptığı tahsilatları davacıya ödemediği denetime elverişli bir şekilde belirtilmediği gibi, aynı alacak nedeniyle davacının vaki şikayeti üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma dosyasına sunulan bilirkişi raporunda, davalının tahsil etmesine rağmen davacıya ödemediği bir prim borcu bulunmadığının bildirildiği, bu rapora dayanılarak davalı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece, aralarında sigorta muhasebesi konusunda uzman bilirkişinin de bulunduğu kuruldan, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişkiler giderilecek şekilde, taraflar arasındaki acentelik ilişkisinin devamı sırasında davalı acente tarafından üretilmiş poliçeler nedeniyle davacıya ödemesi yapılmayan prim tahsilatı bulunup bulunmadığı hususunda rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/3455, K. 2012/9794, 6 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama