KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/8422 E., 2012/15619 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
469 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/12/2010 tarih ve 2007/267-2010/706 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Banka'nın Gebze Şubesi'nde bulunan hesaplarından bilgisi ve rızası dışında toplam 16.875 TL'nin internet bankacılığı yoluyla dava dışı kişilerin hesaplarına aktarıldığını, meydana gelen zarardan davalı Banka'nın sorumlu olduğunu ileri sürerek, 16.875 TL maddi tazminatın en yüksek banka reeskont faiziyle, 2.000 TL manevi tazminatın ise olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, munzam zararın tespiti ile tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Banka vekili, davanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası olması nedeniyle müvekkiline yöneltilemeyeceğini, dava konusu zarara davacının sebebiyet verdiğini, müvekkilinin internet sitesinin güvenliğini sağlamak için tüm önlemleri aldığını, manevi tazminat isteminin dayanağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kötüniyetli üçüncü kişilerce internet yoluyla çekilen paranın bankaya ait bulunduğu, davalının, davacının mevduat hesabında bulunan parayı istek halinde davacıya ödemek zorunda olduğu, ancak davacının kusurunu ispat etmesi halinde bu yükümlülükten kurtulabileceği, ancak somut olayda davacının kusuru bulunduğunun kanıtlanamadığı, dolayısıyla meydana gelen tüm zarardan davalı Banka'nın sorumlu bulunduğu,
talep tarihinde davacının talep ettiği reeskont faizinin bulunmaması nedeniyle alacağa yasal faiz işletilebileceği, davacının kişilik haklarının zedelenmemesi karşısında manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 16.875 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davacıya ait hesaptan iradesi dışında internet bankacılığı aracılığıyla üçüncü kişilerce usulsüz olarak çekilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, TTK'da ticari iş olarak düzenlenen bankacılık işleminden kaynaklanmaktadır. Bu durum karşısında, davacının en yüksek banka reeskont faizi talebinin ticari faizi kastettiği kabul edilerek hüküm altına alınan alacağa avans faizi nisbetinde temerrüt faizi işletilmesi gerekirken, yazılı şekilde yasal faize hükmedilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/8422, K. 2012/15619, 10 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama